Eski ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Lübnan sınırında artan gerilim nedeniyle sert bir tartışma yaşandığı bildirildi. Trump, Netanyahu'yu Lübnan'a yönelik operasyonlar konusunda uyararak, saldırıların İsrail'i uluslararası alanda yalnızlaştırabileceğini ve İran ile devam eden müzakereleri riske atabileceğini söyledi. Görüşmeye yakın kaynaklar, Trump'ın Netanyahu'ya 'Sen tamamen çılgınsın' dediğini aktardı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, son haftalarda Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Saldırılarda en az 20 kişi hayatını kaybederken, onlarca sivil yaralandı. Netanyahu yönetimi, operasyonların Hizbullah'ın füze tehdidini bertaraf etmek için gerekli olduğunu savunuyor. Ancak Trump, bu eylemlerin İsrail'in uluslararası imajına zarar verdiğini ve ABD'nin İran ile yürüttüğü nükleer müzakereleri olumsuz etkilediğini belirtti. Trump'ın ekibi, eski başkanın İsrail'in güvenliğine verdiği önemi vurgularken, Netanyahu ile arasındaki gerilimin uzun süredir devam ettiğine dikkat çekiyor.
Bölgesel boyut
Lübnan'daki çatışmalar, Ortadoğu'da yeni bir savaş endişesini beraberinde getirdi. Hizbullah, İsrail'e karşı misilleme tehdidinde bulunurken, İran da Lübnan'daki müttefikine destek sinyali verdi. Bu durum, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Trump'ın arabuluculuk çabalarının başarısız olması, ABD'nin barış sürecindeki etkisini sorgulatıyor. Uzmanlar, İsrail'in askeri operasyonlarının sadece Lübnan'ı değil, tüm bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'da tırmanan çatışmaları yakından takip ediyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Suriye ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Hizbullah'ın güçlenmesine karşı İsrail ile dengeli bir ilişki yürütmeye çalışırken, İran ile enerji ve güvenlik iş birliğini de sürdürüyor. Türkiye, uluslararası platformlarda sivil kayıpların önlenmesi ve diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü pekiştirebilir, ancak aynı zamanda ekonomik ve güvenlik risklerini de artırıyor.