Eski ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’a yönelik askeri operasyonlarını eleştirerek, “Netanyahu’nun daha sorumlu olması gerekiyor” ifadesini kullandı. Trump, ABD’nin desteği olmadan İsrail’in varlığını sürdüremeyeceğini belirterek, “ABD olmasaydı, İsrail diye bir şey olmazdı” dedi. Bu açıklamalar, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a yönelik artan saldırıları ve bölgedeki tansiyonun yükseldiği bir dönemde geldi.
Trump’ın Netanyahu’ya yönelik eleştirileri ve ABD-İsrail ilişkileri
Trump, Orta Doğu’da barışın sağlanması için Netanyahu’nun daha temkinli adımlar atması gerektiğini vurguladı. Eski başkan, görev süresi boyunca İsrail’e verdiği güçlü desteği hatırlatarak, “Onlar (İsrail) bize çok şey borçlu. Biz olmazsak, ayakta kalamazlar” şeklinde konuştu. Bu ifadeler, iki ülke arasındaki geleneksel ittifakın sorgulanmasına neden oldu. Özellikle Trump’ın, Netanyahu’yu Lübnan’daki askeri harekatlarda “aşırıya kaçmakla” suçlaması, İsrail’de ve uluslararası kamuoyunda yankı uyandırdı. Uzmanlar, Trump’ın bu çıkışını, 2024 seçimleri öncesinde hem Yahudi hem de Arap Amerikan seçmenlere yönelik bir mesaj olarak yorumluyor.
Lübnan’daki son durum ve bölgesel yansımalar
İsrail, son haftalarda Lübnan’ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu operasyonlar, Lübnan sivil halkı arasında kayıplara yol açarken, ülke ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise, İsrail’in saldırılarına karşılık verme tehdidinde bulundu. Trump’ın açıklamaları, bölgede ABD’nin olası bir çatışmaya doğrudan müdahil olma riskini azaltma amacı taşıyor olabilir. Ancak İsrail’e yönelik bu tür bir kamuoyu uyarısı, Netanyahu hükümetini rahatsız etti. İsrailli yetkililer, ABD’nin desteğine güvendiklerini ancak kendi güvenliklerini koruma hakkına sahip olduklarını belirtti. Bu gelişmeler, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları tartışmalarıyla birleşince bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası bağlamında önemli ipuçları taşıyor. İsrail’e yönelik ABD desteğinde bir zayıflama sinyali, Türkiye’nin bölgedeki enerji iş birliği projeleri (örneğin Mavi Akım) ve deniz yetki alanları mücadelesinde elini güçlendirebilir. Ancak Trump’ın sözleri henüz resmi ABD politikasını yansıtmıyor. Ankara, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları sürerken, Lübnan’daki istikrarsızlığın Türkiye’ye sıçrama riski de mevcut. Türkiye, bölgede diplomatik inisiyatif alarak hem İsrail hem de Hizbullah’la dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Bu bağlamda, ABD’nin olası bir politika değişikliği, Türkiye’nin çok taraflı ittifak stratejisini yakından ilgilendiriyor.