İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim seçimleri öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisini desteklemesi karşılığında herhangi bir vaatte bulunmadığını açıkladı. Ancak siyasi analistler, bu hamlenin her iki lider için de açık faydalar sağladığını ve Trump'ın desteğinin İran ile Gazze politikalarında Netanyahu'ya bazı şartlar getirebileceğini belirtiyor.
Desteğin Arka Planı ve İki Liderin Çıkarları
Trump'ın Netanyahu'ya verdiği destek, İsrail seçimlerine doğrudan bir müdahale olarak görülüyor. Trump, görevdeki ilk döneminde olduğu gibi, İsrail'in en sadık müttefiklerinden biri olarak Netanyahu'yu destekliyor. Bu destek, Netanyahu'nun seçim kampanyasında önemli bir koz olarak kullanılıyor. Netanyahu, Trump'ın desteğini, özellikle İran'a karşı sert tutumu ve Gazze'deki operasyonları konusunda bir meşruiyet aracı olarak sunuyor.
Trump cephesinde ise bu destek, 2024 başkanlık seçimlerine hazırlanan Trump için Evanjelik Hristiyan seçmen tabanını ve İsrail yanlısı bağışçıları memnun etme amacı taşıyor. Ayrıca Trump, dış politika alanında deneyimli bir lider imajını pekiştirmek istiyor. İki lider arasındaki ilişki, karşılıklı çıkar temelinde şekilleniyor: Netanyahu seçim zaferi için Trump'ın popülaritesine, Trump ise Orta Doğu'da etkili bir müttefik üzerinden siyasi sermaye kazanma peşinde.
Ancak bu desteğin bedelsiz olmadığı düşünülüyor. Trump'ın geçmişte olduğu gibi, destek karşılığında Netanyahu'dan belirli taahhütler isteyebileceği belirtiliyor. Özellikle İran'ın nükleer programı konusunda daha sert bir çizgi izlenmesi ve Gazze'deki askeri operasyonların sınırlandırılması gibi konuların pazarlık masasında olduğu iddia ediliyor.
İran ve Gazze: Trump'ın Şartları Neler Olabilir?
Trump'ın Netanyahu'ya desteğinin arkasında yatan en önemli konulardan biri İran. Trump, başkanlığı döneminde İran nükleer anlaşmasından çekilmiş ve Tahran'a yönelik "maksimum baskı" politikası uygulamıştı. Şimdi yeniden başkanlık yarışına giren Trump'ın, Netanyahu'dan İran'a karşı daha agresif bir politika izlemesini ve olası bir askeri seçeneği masada tutmasını isteyebileceği konuşuluyor. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısı, Trump için seçim öncesinde güçlü bir dış politika başarısı olarak sunulabilir.
Gazze cephesinde ise Trump'ın, Netanyahu'dan insani yardım koridorlarının açık tutulması ve sivil kayıpların azaltılması yönünde adımlar atmasını isteyebileceği belirtiliyor. Trump, selefi Joe Biden'dan farklı olarak İsrail'e daha az eleştiri yöneltse de, uluslararası baskılar ve kendi seçmen tabanındaki bazı hassasiyetler nedeniyle Gazze'deki görüntülerin seçim kampanyasına zarar vermesini istemiyor. Bu nedenle Netanyahu'dan operasyonların "daha temiz" yürütülmesi konusunda güvence almak isteyebilir.
Netanyahu'nun bu şartları kabul edip etmeyeceği ise belirsiz. İsrail iç siyasetinde Trump'ın desteğini kaybetmek istemeyen Netanyahu'nun, bazı konularda esneklik gösterebileceği ancak İran konusunda zaten kendi ajandasının Trump'ınkine paralel olduğu ifade ediliyor. Gazze'de ise Netanyahu'nun askeri operasyonları sürdürme konusundaki kararlılığı, Trump'ın talepleriyle çatışabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Netanyahu'ya desteği ve olası şartlar, Türkiye'nin Orta Doğu politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, İran ile denge politikası izlerken, Gazze'de ateşkes ve insani yardım konusunda aktif rol alıyor. Trump'ın İran'a yönelik daha sert bir çizgi dayatması, bölgede tansiyonu artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yollarını riske atabilir. Ayrıca Gazze'deki insani durumun kötüleşmesi, Türkiye'nin uluslararası alanda yürüttüğü arabuluculuk çabalarını zayıflatabilir. Türkiye, ABD-İsrail ilişkilerindeki bu tür pazarlıkları yakından izleyerek, kendi bölgesel çıkarlarını korumak için diplomatik kanalları kullanmaya devam edecektir.