Trump yönetimi, Cuma günü Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası'nın (Endangered Species Act) uygulanmasını önemli ölçüde zayıflattı. Bu kararla birlikte, nesli tükenmekte olan türlerin yaşam alanları üzerindeki korumalar kaldırıldı ve bu alanlarda madencilik ile sondaj faaliyetlerinin önü açıldı. Uzmanlar, bu adımın özellikle Kaliforniya'daki vaşak, kel kartal ve bazı deniz kaplumbağası türleri gibi hassas hayvanların geleceğini riske attığını belirtiyor. İçişleri Bakanlığı'nın açıkladığı yeni düzenlemeler, türlerin korunması için belirlenen alanların daraltılmasını ve ekonomik faktörlerin koruma kararlarında daha fazla dikkate alınmasını öngörüyor.
Yeni düzenlemeler neler getiriyor?
Yeni kurallar, Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası'nın yorumlanmasında köklü değişiklikler içeriyor. En dikkat çekici değişiklik, 'kritik yaşam alanı' (critical habitat) tanımının daraltılması. Artık bir bölgenin koruma altına alınabilmesi için, o bölgenin türün hayatta kalması için vazgeçilmez olduğunun kanıtlanması gerekecek. Ayrıca, bir türün gelecekteki tehditleri değerlendirilirken iklim değişikliğinin etkileri artık göz ardı edilebilecek. Bu, özellikle deniz seviyesinin yükselmesi veya sıcaklık artışı nedeniyle yaşam alanları daralan türler için büyük bir risk oluşturuyor.
Çevre örgütleri, bu düzenlemelerin yasayı fiilen işlevsiz hale getirdiğini savunuyor. Doğal Kaynakları Savunma Konseyi'nden (NRDC) Rebecca Riley, 'Bu, vahşi yaşamı koruma yasasının kalbine saplanan bir bıçak' dedi. Trump yönetimi ise düzenlemelerin 'aşırı bürokratik yükleri' azaltacağını ve ekonomik büyümeyi teşvik edeceğini öne sürüyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın Trump'ın yeniden seçim kampanyasına destek sağlamak amacıyla enerji sektörüne verilen bir jest olduğunu iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu karar yalnızca ABD'yi ilgilendirmiyor; küresel biyolojik çeşitlilik açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD, dünyanın en zengin ekosistemlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor ve bu karar, diğer ülkelere de koruma yasalarını gevşetme konusunda örnek teşkil edebilir. Özellikle Amazon yağmur ormanları, Afrika'daki fil popülasyonları ve Asya'daki kaplanlar gibi türler, ABD'nin bu tutumunun uluslararası koruma çabalarını olumsuz etkileyebileceği endişesiyle izleniyor.
Kaliforniya'da ise durum daha da kritik. Eyalet, ülkenin en fazla nesli tükenmekte olan türüne ev sahipliği yapıyor ve eyalet yönetimi, federal korumaların kaldırılmasına karşı kendi yasalarını devreye sokabileceğini açıkladı. Ancak bu, eyalet ile federal hükümet arasında yeni bir hukuki çatışma yaratabilir. Uzmanlar, bu durumun önümüzdeki aylarda mahkemelere taşınacağını ve kararın uzun vadede Yüksek Mahkeme'ye kadar gidebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel çevre politikaları açısından endişe verici bir emsal oluşturuyor. Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olarak, uluslararası koruma standartlarının zayıflamasından olumsuz etkilenebilir. Özellikle göçmen kuşlar ve Akdeniz foku gibi türler, koruma alanlarının daraltılmasıyla risk altına girebilir. Ayrıca, ABD'nin bu adımı, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğini zayıflatabilir; bu da Türkiye'nin Paris Anlaşması hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin kendi koruma mevzuatını güçlendirmesi ve bu tür küresel gerilemelere karşı bölgesel ittifaklar kurması önem kazanıyor.