Eski ABD Başkanı Donald Trump, son bir haftadır herhangi bir resmi etkinliğe katılmamış olmasıyla dikkat çekiyor. Sağlık durumu hakkında soru işaretleri ve düşen kamuoyu yoklamaları eşliğinde yeniden ortaya çıkan Trump'ın giderek yalnızlaştığı belirtiliyor. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin yenilgi olasılığı artarken, partinin eski lideri Trump'ın bu sessizliği endişeyle karşılanıyor.
Gelişmenin arka planı
Donald Trump'ın son bir haftadır kamuya açık etkinliklerden uzak durması, özellikle sosyal medyada ve siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı. 45. Başkan, geçtiğimiz hafta Florida'daki Mar-a-Lago malikanesinde düzenlenen özel bir bağış toplama etkinliği dışında herhangi bir kamusal etkinliğe katılmadı. Kampanya ekibi, Trump'ın yoğun bir şekilde telefon görüşmeleri yaptığını ve strateji toplantılarına katıldığını öne sürse de, bu açıklamalar şüpheleri gidermeye yetmedi.
Trump'ın sessizliği, özellikle kendisini hedef alan federal soruşturmaların yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. Adalet Bakanlığı'nın 2020 seçimlerine müdahale ve gizli belgelerin yanlış yönetimi soruşturmaları hız kazanırken, eski başkanın avukatlarına yeni bir strateji belirlemek için zaman kazanmaya çalıştığı yorumları yapılıyor. Öte yandan CNN'in yayımladığı bir ankete göre, Cumhuriyetçi seçmenler arasında Trump'ın popülaritesi yüzde 70'e gerilemiş durumda; bu, 2020 seçimlerinden bu yana en düşük seviye.
Cumhuriyetçi Parti içinde Trump'ın adaylığının ara seçimlerde partiye zarar verebileceği endişesi büyüyor. Partinin bazı önde gelen isimleri, Trump'ın yenilgiyi kabullenmeyen tavrının bağımsız seçmenleri uzaklaştırdığını savunuyor. Florida Senatörü Marco Rubio'nun yeniden seçilmek için Trump'tan uzak durmaya çalıştığı, Georgia'da ise Trump destekli adayların ön seçimlerde başarılı olamadığı gözlemleniyor. Bu tablo, Trump'ın siyasi ağırlığının sorgulanmasına neden oluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Trump'ın siyasi kaderi yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel dengeleri de etkiliyor. Eski başkanın ikinci bir dönem için aday olması halinde, NATO, iklim değişikliği ve ticaret gibi konularda radikal politika değişiklikleri bekleniyor. Trump'ın Avrupa'ya yönelik eleştirileri ve Çin'le ticaret savaşı, uluslararası toplumda endişeyle takip ediliyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, Trump'ın yeniden seçilmesi durumunda transatlantik ilişkilerin yeniden gerilmesinden çekiniyor.
Ortadoğu'da ise Trump'ın İsrail yanlısı politikaları ve İran'a yönelik maksimum baskı stratejisi, bölgedeki dengeleri değiştirmişti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Trump döneminde ABD ile yakın ilişkiler kurarken, Biden yönetiminin daha mesafeli duruşu bu ülkeleri rahatsız etmişti. Trump'ın yeniden güç kazanması, bu ülkeler için bir fırsat olarak görülebilir. Ancak, Trump'ın iç siyasette zayıflaması, uluslararası bir kriz durumunda ABD'nin liderlik kapasitesine duyulan güveni sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın siyasi geleceğinin belirsizleşmesi, Türkiye-ABD ilişkileri açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, genel anlamda ABD iç siyasetindeki istikrarsızlığın küresel yansımaları Türkiye'yi de etkileyebilir. Özellikle Trump'ın yeniden aday olması durumunda, ABD'nin Suriye politikası, S-400 krizi ve Doğu Akdeniz'deki tutumu önem kazanacak. Biden yönetimi ile ilişkilerde son dönemde yaşanan yumuşama, Trump'ın dönüşüyle tersine dönebilir. Öte yandan ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin başarısız olması, Biden'ın elini güçlendirecek ve Türkiye'ye yönelik Kongre baskısını artırabilecek. Bu nedenle Ankara, ABD'deki siyasi gelişmeleri yakından izlemek durumunda.