ABD Başkanı Donald Trump'ın en sadık seçmen kitlesi olan çok muhafazakar Amerikalılar arasındaki net onay oranı, Marquette Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından yapılan son ankette 16 puan geriledi. Bu keskin düşüş, 2026 ara seçimlerine giden süreçte Cumhuriyetçi Parti'nin tabanını harekete geçirme kabiliyeti konusunda soru işaretleri yaratıyor. Anket, Trump'ın görev onayının genel olarak da dalgalı seyrettiğini gösterirken, özellikle çok muhafazakar seçmendeki erime dikkat çekiyor.
Anketin Ayrıntıları ve Siyasi Bağlam
Marquette Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anket Merkezi'nin verilerine göre, kendisini "çok muhafazakar" olarak tanımlayan seçmenler arasında Trump'ın net onay puanı son ölçümde 16 puan düştü. Net onay, onaylayanların oranından onaylamayanların oranının çıkarılmasıyla hesaplanıyor. Bu düşüş, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından göreve gelişinden bu yana en sert muhafazakar tabanda yaşanan ilk ciddi erime olarak kayıtlara geçti.
Anketin detayları, düşüşün tek bir olaydan kaynaklanmadığını, ekonomik endişeler, göç politikaları ve kültürel savaşlardaki bazı tavizlerin birleşiminden kaynaklandığını ima ediyor. Özellikle yüksek enflasyon ve faiz oranları, muhafazakar seçmenin günlük hayatını olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Trump'ın bazı sosyal medya paylaşımları ve tartışmalı atamaları, Evanjelik Hristiyanlar ve aşırı sağcı gruplar arasında rahatsızlık yaratmış olabilir.
Cumhuriyetçi stratejistler, ara seçimlerde bu tabanın sandığa gitmemesinin, partinin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu kaybetmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. 2026 ara seçimlerinde tüm Temsilciler Meclisi üyeleri ve Senato'nun üçte biri yenilenecek. Düşük katılım, özellikle kırsal ve beyaz işçi sınıfı bölgelerinde Cumhuriyetçi adaylar için hayati önem taşıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Trump'ın iç kamuoyundaki erimesi, ABD'nin dış politika duruşunu da etkileyebilir. Zayıf bir başkan, uluslararası müzakerelerde daha az manevra alanına sahip olur. Özellikle Ukrayna'daki savaş, Çin ile ticaret gerilimleri ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık gibi konularda Trump yönetiminin eli zayıflayabilir. Avrupa müttefikleri, ABD'nin NATO'ya bağlılığı konusunda zaten endişeliydi; iç siyasi baskılar, Washington'un taahhütlerini daha da belirsiz hale getirebilir.
Küresel piyasalar da bu tür siyasi dalgalanmalara duyarlı. Doların değeri, tahvil faizleri ve hisse senedi piyasaları, ABD'deki siyasi istikrarsızlıktan etkilenebilir. Yatırımcılar, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi bir yenilginin, Trump'ın ekonomi politikalarını hayata geçirmesini zorlaştıracağını ve ticaret savaşlarının genişlemesini engelleyebileceğini düşünüyor. Ancak, düşen onay oranları Trump'ı daha agresif dış politika hamlelerine itebilir; bu da jeopolitik riskleri artırır.
Avrupa ve Asya'daki muhafazakar hareketler için de bu haber bir uyarı niteliğinde. Trump, dünya çapında popülist sağın sembolü haline gelmişti. Onun zayıflaması, benzer liderlerin (Macron'un rakibi Le Pen, Macaristan Başbakanı Orban, Brezilya'daki Bolsonaro hareketi) momentumunu düşürebilir. Fakat muhafazakar seçmenin Trump'tan uzaklaşması, yeni bir sağ liderin doğmasına da zemin hazırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki siyasi dalgalanma, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi için doğrudan sonuçlar doğurabilir. Zayıflayan bir Trump yönetimi, Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditlerinde (S-400, F-35, Halkbank davası) daha temkinli davranabilir; zira Kongre'nin baskısı artabilir. Öte yandan, ABD'nin Suriye ve Doğu Akdeniz'deki angajmanı istikrarsızlaşabilir. Türkiye, PKK/YPG ile mücadelede ABD'nin tutumunu yakından izlemeli. Ekonomik olarak, doların değer kaybı veya artışı, TL üzerinde baskı oluşturabilir. Türk ihracatçıları için ABD pazarındaki talep dalgalanmaları risk taşır. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile savunma sanayii iş birliği, siyasi belirsizlikten olumsuz etkilenebilir.