ABD'de 6 Kasım ara seçimleri öncesinde yapılan son anketler, Başkan Donald Trump'ın Cumhuriyetçi seçmenleri harekete geçirmek için düzenlediği miting ve kongrelerin beklenen etkiyi yaratmadığını, aksine Demokrat Parti'ye ivme kazandırdığını gösteriyor. Anketlere göre, seçmenlerin yaklaşık onda yedisi, bu Kasım ayındaki oylarını belirlerken Trump'ın bir şekilde belirleyici bir faktör olduğunu söylüyor. Bu da Başkan Trump'ın seçim kampanyasının merkezinde yer almasının, her iki parti için de çift taraflı bir etki yarattığını ortaya koyuyor.
Trump'ın mitingleri ve Cumhuriyetçi stratejisi
Başkan Trump, ara seçim kampanyası sürecinde ülke çapında bir dizi miting düzenleyerek Cumhuriyetçi tabanı canlandırmayı ve özellikle Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Meclis ile Senato'daki çoğunluğu korumayı hedefledi. Bu mitinglerde genellikle göçmenlik, ekonomi ve güvenlik gibi konuları öne çıkaran Trump, seçmenlere "tehlikedeki Cumhuriyetçi çoğunluk" mesajı verdi. Ancak anket sonuçları, bu stratejinin istenen etkiyi yaratmadığını, hatta bazı seçmen gruplarında ters tepkiye yol açtığını gösteriyor.
Yapılan araştırmalara göre, seçmenlerin önemli bir kısmı Trump'ı oy tercihlerinde belirleyici bir unsur olarak görüyor. Bu durum, Trump'ın kutuplaştırıcı siyasi üslubunun, bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler üzerinde olumsuz bir etki yarattığına işaret ediyor. Özellikle banliyölerde yaşayan ve eğitimli seçmenler arasında Demokrat adaylara yönelik desteğin arttığı gözlemleniyor.
Demokrat Parti cephesinde ise Trump karşıtı söylem, seçmenleri sandığa taşıyan en güçlü motivasyon unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Demokrat adaylar, kampanyalarını büyük ölçüde Trump yönetiminin politikalarına muhalefet üzerine kurmuş ve bu strateji anketlere olumlu yansımış görünüyor. Özellikle genç seçmenler, kadınlar ve azınlık grupları arasında Demokratlara olan ilginin arttığı belirtiliyor.
Seçim sonuçlarına olası etkileri
6 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Temsilciler Meclisi'nin tüm 435 üyesi ile Senato'nun 100 üyesinden 35'inin belirleneceği kritik bir süreç. Mevcut durumda Cumhuriyetçiler her iki kanatta da çoğunluğa sahip. Ancak anketler, Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanabileceğini, Senato'da ise yarışın başa baş gittiğini gösteriyor. Trump'ın kampanya stratejisinin, özellikle Cumhuriyetçi adayların kıl payı kazandığı bölgelerde belirleyici olabileceği düşünülüyor.
Siyasi analistler, Trump'ın seçim kampanyasına ağırlığını koymasının iki ucu keskin bir kılıç olduğunu belirtiyor. Bir yandan Cumhuriyetçi tabanı konsolide ederken, diğer yandan bağımsız ve ılımlı seçmenleri Demokratlara itiyor. Bu durum, özellikle banliyö bölgelerinde ve kadın seçmenler arasında belirginleşiyor. Anketler, seçmenlerin yarısından fazlasının Trump'ın politikalarını onaylamadığını gösteriyor.
Öte yandan, ekonomik göstergelerin güçlü seyretmesi ve işsizlik oranlarının düşük olması, Cumhuriyetçilerin elini güçlendiren faktörler arasında. Ancak anketler, ekonomik iyileşmenin seçmen davranışına yansımasının sınırlı kaldığını, Trump karşıtlığının daha baskın bir motivasyon olduğunu ortaya koyuyor. Bu da ara seçimlerin adeta Trump'ın performansı üzerine bir referandum haline dönüştüğünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimlerinin sonuçları, Türkiye-ABD ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanması halinde, Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik politikalarında -özellikle F-35, S-400 ve YPG konularında- Kongre'de daha fazla engelle karşılaşması muhtemel. Demokratların insan hakları ve demokrasi vurgusu, Türkiye ile ilişkilerde yeni gerilim hatları yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve Suriye politikası, Kongre'nin yeni yapısına göre şekillenecek; bu da Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkileyecek. Ekonomik açıdan ise dolar/TL kuru ve ticaret anlaşmaları, seçim sonuçlarına bağlı olarak dalgalanabilir.