Gine-Bissau'nun devrik Devlet Başkanı Umaro Sissoco Embalo, 4 Ekim'de ülkesine dönerek Aralık ayında yapılması planlanan devlet başkanlığı seçimlerinde aday olmayı hedefliyor. Konuya yakın bir kaynağın Reuters'a verdiği bilgiye göre, Embalo dönüşünün ardından seçim kampanyasını başlatacak. Bu gelişme, ülkenin son yıllarda yaşadığı siyasi istikrarsızlığın ardından seçim sürecine giden yolda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Darbe ve Sürgünün Ardındaki Süreç
Umaro Sissoco Embalo, 2020 yılında yapılan seçimlerde Devlet Başkanı seçilmişti. Ancak görev süresi boyunca siyasi tansiyon hiç düşmedi. Ülke, 2023 yılında ordu içindeki bir grup tarafından gerçekleştirilen darbe girişimiyle sarsıldı. Embalo, bu girişimin ardından ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ve bir süredir yurt dışında yaşıyor. Gine-Bissau, bağımsızlığını kazandığı 1974'ten bu yana sayısız darbe ve darbe girişimine sahne oldu; bu durum ülkeyi "darbe cumhuriyeti" olarak anılmaya kadar götürdü.
Embalo'nun dönüş kararı, ülkedeki siyasi aktörler arasında dengelerin yeniden şekillenebileceği sinyalini veriyor. Zira mevcut yönetim, seçimlerin zamanında yapılması konusunda uluslararası baskı altında. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ve Birleşmiş Milletler, Gine-Bissau'da demokratik sürecin işletilmesi çağrısını sık sık yineliyor.
Reuters'a konuşan kaynak, Embalo'nun 4 Ekim'de başkent Bissau'ya inmesinin beklendiğini ve hemen seçim çalışmalarına başlayacağını belirtti. Kaynak, Embalo'nun adaylığının resmen onaylanıp onaylanmayacağına dair bir bilgi vermedi. Seçim takvimi henüz kesinleşmiş değil; ancak Aralık ayında yapılması planlanan seçimler için hazırlıklar sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gine-Bissau, Afrika'nın batı kıyısında, Senegal ve Gine ile komşu küçük bir ülke. Nüfusu yaklaşık 2 milyon. Ekonomisi büyük ölçüde kaju fıstığı ihracatına bağımlı. Son yıllarda artan siyasi istikrarsızlık, ülkenin kalkınma çabalarını sekteye uğrattı. Ayrıca Gine-Bissau, Latin Amerika'dan Avrupa'ya uzanan uyuşturucu kaçakçılığı rotasında önemli bir transit nokta olarak biliniyor. Bu durum, ülkedeki siyasi boşluğun bölgesel güvenliği tehdit etmesine yol açıyor.
ECOWAS, son yıllarda üye ülkelerdeki darbelere karşı sert tutum alarak darbecileri yaptırımlarla cezalandırma yoluna gitti. Gine-Bissau'daki darbe girişimi de bu kapsamda kınandı. Uluslararası toplum, seçimlerin özgür ve adil bir şekilde yapılmasını ve sivil yönetime dönüşü destekliyor. Embalo'nun seçimlere katılması, eğer gerçekleşirse, ülkenin demokratikleşme sürecinde bir sınav olacak. Zira muhalefet, Embalo'nun adaylığına itiraz edebilir ve seçimlerin meşruiyetini sorgulayabilir.
Öte yandan, Gine-Bissau'nun eski sömürgeci gücü Portekiz ile ilişkileri de bu süreçte önemli. Portekiz, ülkedeki siyasi gelişmeleri yakından takip ediyor ve istikrarın sağlanması için çaba gösteriyor. Avrupa Birliği de seçim sürecine destek veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da son yirmi yılda etkinliğini artıran bir aktör. Gine-Bissau ile doğrudan güçlü bir ekonomik veya siyasi bağ bulunmasa da, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin Afrika açılımını dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle Sahel ve Batı Afrika'da artan terör ve kaçakçılık faaliyetleri, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını ve vatandaşlarının güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Gine-Bissau gibi ülkelerde yaşanan siyasi belirsizlik, Türk iş insanlarının yatırım iştahını azaltabilir. Türkiye'nin Afrika'daki imajı ve arabuluculuk rolü açısından, seçim sürecinin barışçıl geçmesi ve meşru bir hükümetin iş başına gelmesi olumlu olacaktır. Bu bağlamda Türkiye, ECOWAS ve BM çabalarını desteklemeli ve demokratik sürece katkı sunmalıdır.