ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü yaptığı açıklamada, iki partili Rusya yaptırım tasarısına İran'ın da eklenmesi için Kongre'ye çağrıda bulundu. Trump, bu düzenlemeyi, tasarının hayata geçirilmesi için yoğun çaba harcayan ve geçtiğimiz haftalarda hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham'ın anısına gerçekleştirmek istediğini belirtti. İlk olarak Nisan 2025'te sunulan tasarı, Kongre'de uzun süre bekletildikten sonra son günlerde yeniden ivme kazanmıştı. Trump, bir yandan Rusya ile müzakere yürütürken diğer yandan yaptırımların genişletilmesini hedefliyor.
Tasarının Arka Planı ve Lindsey Graham'ın Rolü
Lindsey Graham, ABD Senatosu'nda uzun yıllar boyunca dış politika ve savunma konularında etkili bir isim olarak tanınıyordu. Güney Karolina Cumhuriyetçisi olan Graham, özellikle Rusya ve İran'a yönelik sert yaptırımlar konusunda öncü bir rol üstlenmişti. Nisan 2025'te sunduğu Rusya yaptırım tasarısı, Moskova'nın uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine karşı kapsamlı ekonomik önlemler içeriyor. Tasarı, enerji sektöründen finansal hizmetlere kadar geniş bir yelpazede yaptırımlar öngörüyor. Ancak Trump yönetiminin Rusya ile diyalog ve müzakere çabaları nedeniyle tasarı Kongre'de adeta rafa kaldırılmıştı. Graham'ın vefatı, tasarıya olan ilgiyi yeniden canlandırdı ve Trump, bunu bir fırsata dönüştürmek istiyor.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Lindsey Graham, ülkesi için canla başla çalıştı. Onun anısını yaşatmak için bu tasarıyı hemen yasalaştırmalı ve içine İran'ı da eklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Başkan, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer programı nedeniyle ABD için bir tehdit oluşturduğunu vurgulayarak, yaptırımların iki ülkeyi de kapsaması gerektiğini savundu. Bu çağrı, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat senatörler arasında tartışmalara yol açtı. Bazı milletvekilleri, tasarının Rusya'ya odaklanması gerektiğini, İran'ın ayrı bir yaptırım paketiyle ele alınmasının daha uygun olacağını dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yaptırımların Etkileri
Trump'ın İran'ı da kapsayan genişletilmiş yaptırım tasarısı, uluslararası arenada yeni gerilimlere yol açabilir. Rusya ve İran, son yıllarda askeri ve ekonomik işbirliğini artırmış durumda. Özellikle Suriye ve Ukrayna krizlerinde benzer pozisyonlar alan iki ülke, ABD yaptırımlarına karşı ortak bir duruş sergiliyor. Tasarının yasalaşması halinde, Rus enerji şirketlerine ve İran petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların derinleşmesi bekleniyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında arz sıkıntısına ve fiyat artışlarına neden olabilir. Avrupa Birliği, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına sıcak bakmıyor; ancak Washington'un baskısı altında hareket etmek zorunda kalabilir.
Uzmanlar, bu hamlenin ABD'nin Ortadoğu politikasında da yeni bir sayfa açabileceğini belirtiyor. İran'a yönelik yaptırımların artması, Tahran yönetimini nükleer müzakerelerde daha uzlaşmaz bir tutuma itebilir. Aynı zamanda, Rusya ile Batı arasındaki zaten gergin olan ilişkiler daha da kötüleşebilir. Trump'ın müzakere söylemi ile yaptırım çağrıları arasındaki çelişki, uluslararası toplumda kafa karışıklığı yaratıyor. Kimi analistler, bu hamlenin 2026 ara seçimleri öncesinde Trump'ın sert dış politika imajını güçlendirme amacı taşıdığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Rusya ve İran'a yönelik yaptırımları genişletme girişimi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, hem Rusya ile enerji ve savunma alanlarında işbirliği yapmakta, hem de İran ile ticari ilişkilerini sürdürmektedir. Genişletilmiş yaptırımlar, Türk şirketlerinin bu ülkelerdeki faaliyetlerini zora sokabilir ve Türkiye'yi ABD ile Rusya arasında bir tercih yapmaya zorlayabilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir. Ankara, bu süreçte diplomatik dengeleri korumak ve ulusal çıkarlarını gözetmek için esnek bir politika izlemek zorunda kalacaktır.