ABD Başkanı Donald Trump, gri kurtların federal koruma statüsünün gözden geçirilmesi için talimat verdi. Bu hamle, ülkedeki en büyük gri kurt popülasyonlarına ev sahipliği yapan eyaletleri yeniden gündeme taşıdı. Karar, 1973 tarihli Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası kapsamında korunan gri kurtların yeniden avlanmasının ve itlafının önünü açabilir. Tartışma, yaban hayatı yönetimi ile çiftçilik ve avcılık çıkarları arasındaki on yıllardır süren gerilimi alevlendirdi.
Gri Kurt Popülasyonunda Eyaletlerin Rolü
Gri kurtlar, Amerika Birleşik Devletleri'nde özellikle Batı ve Büyük Göller bölgelerinde yoğunlaşıyor. ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi'nin (USFWS) verilerine göre, en büyük popülasyonlar Alaska, Minnesota, Wisconsin, Michigan, Montana, Idaho, Wyoming ve Oregon'da bulunuyor. Alaska, yaklaşık 7.000-11.000 gri kurt ile açık ara en fazla kurt barındıran eyalet. Minnesota'da ise yaklaşık 2.700 kurt olduğu tahmin ediliyor. Wisconsin'de 2023 sayımına göre 1.000'den fazla kurt kaydedildi. Michigan'da 600'ün üzerinde, Montana'da 1.100 civarı, Idaho'da 1.500, Wyoming'de 300, Oregon'da ise 170 civarı kurt bulunuyor.
Trump'ın talimatı, İçişleri Bakanlığı'na bağlı USFWS'nin, gri kurtları 'tehdit altındaki türler' listesinden çıkarmak için resmi bir inceleme başlatmasını öngörüyor. Bu süreç, bilimsel verilere dayalı bir değerlendirme gerektiriyor ve nihai karar için Kongre'ye bildirim yapılması gerekebilir. Ancak Trump yönetimi, kurt popülasyonlarının toparlandığını ve federal korumanın artık gereksiz olduğunu savunuyor. Çiftçiler ve çiftlik hayvanı yetiştiricileri, kurt saldırılarının sığır ve koyun kayıplarına yol açtığını belirterek kararı memnuniyetle karşılıyor. Avcılık grupları da avlanma kotalarının artırılmasını talep ediyor.
Çevreciler ve Bilim İnsanları Tepkili
Çevre örgütleri ve vahşi yaşam biyologları ise karara sert tepki gösterdi. Onlara göre, gri kurtlar 20. yüzyılda neredeyse tamamen yok edildi ve yeniden yerleştirme çabalarıyla sayıları ancak toparlanabildi. Federal korumanın kaldırılması, bazı eyaletlerin aşırı avlanma kotaları belirlemesine ve popülasyonların yeniden azalmasına neden olabilir. 2011'de Rocky Mountain bölgesinde korumanın kaldırılmasının ardından Montana, Idaho ve Wyoming'de avlanmanın artması ve kurt sayılarının düşmesi, bu endişeleri destekleyen bir örnek olarak gösteriliyor.
Öte yandan, karar yasal zorluklarla da karşılaşabilir. Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası'nın bilimsel kararlara dayanması gerektiği ve siyasi müdahalenin yargı denetimine tabi olduğu biliniyor. Çevre grupları, kararın mahkemeye taşınacağını şimdiden duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gri kurt, Kuzey Amerika'nın yanı sıra Avrasya'da da geniş bir yayılım gösteriyor. Avrupa'da kurt popülasyonları son yıllarda artışta ve AB ülkeleri de benzer tartışmalar yaşıyor. Avrupa Komisyonu, çiftçi baskıları sonucu kurtların koruma statüsünü gevşetmeyi değerlendiriyor. ABD'deki bu karar, küresel yaban hayatı yönetimi politikalarına örnek teşkil edebilir ve diğer ülkelerdeki benzer düzenlemeleri etkileyebilir. Ayrıca, nesli tükenmekte olan türlerin korunması konusunda uluslararası taahhütler (Bern Sözleşmesi gibi) dolaylı olarak etkilenebilir.
Türkiye'de ise gri kurt (Canis lupus) yaygın olarak bulunuyor ve avlanması düzenlemelere tabi. Türkiye, Bern Sözleşmesi'ne taraf olduğu için kurtlar koruma altında. ABD'deki gelişme, Türkiye'deki yaban hayatı politikalarını doğrudan etkilemese de, küresel ölçekte koruma statülerinin sorgulanmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki gri kurt koruma statüsünün kaldırılması, Türkiye'yi doğrudan bağlamıyor; ancak küresel çevre politikaları ve biyoçeşitlilik taahhütleri açısından dolaylı etkileri olabilir. Türkiye, Bern Sözleşmesi kapsamında kurtları koruma altına almış durumda. ABD'nin bu adımı, uluslararası alanda 'koruma mı, yönetim mi?' tartışmasını yeniden alevlendirerek Türkiye'deki avcılık ve çiftçilik kesimlerinin taleplerini etkileyebilir. Ayrıca, nesli tükenmekte olan türlere yönelik küresel fon ve iş birliklerinde ABD'nin tutumu belirleyici olabilir. Türkiye'nin kendi yaban hayatı yönetiminde bilimsel verilere dayalı kararlar alması, hem ekosistem dengesi hem de tarımsal zararların azaltılması için kritik önemde.