ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü tartışmalı "cep iptali" (pocket rescission) yöntemini kullanarak yaklaşık 1 milyar dolarlık federal fonu iptal etti. Bu yöntem, başkana Kongre onayını devre dışı bırakma imkânı tanıyor. İptal edilen fonların büyük bölümü, belgesiz göçmenler ve refakatsiz çocuklara hizmet veren Sağlık ve İnsan Hizmetleri (HHS) programlarına ayrılmıştı.
Arka Plan: Cep İptali Nedir ve Neden Tartışmalı?
Cep iptali, ABD federal bütçe sürecinde nadiren başvurulan bir mekanizmadır. 1974 tarihli Kongre Bütçe ve Yetkilendirme Kontrol Yasası (Impoundment Control Act) kapsamında başkan, Kongre'ye belirli harcama kalemlerinin iptalini önerebilir. Ancak geleneksel süreçte Kongre'nin bu öneriyi 45 gün içinde onaylaması gerekir. Trump yönetimi ise "cep iptali" olarak bilinen yorumla, Kongre tatildeyken veya oturum aralarında bu süreyi fiilen askıya alarak fonları doğrudan iptal etti. Bu adım, Anayasa'nın bütçe yetkisini Kongre'ye veren maddesiyle çeliştiği gerekçesiyle hukukçular ve muhalefet tarafından sert eleştirildi.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, iptal edilen fonların "vergi mükelleflerinin parasının kötüye kullanıldığı" programlara gittiği savunuldu. HHS bünyesindeki bazı göçmen sağlık programları, sığınma başvurusu sürecindeki ailelere ve refakatsiz çocuklara temel sağlık hizmeti sunuyordu. Trump, göreve geldiğinden bu yana göçmen karşıtı politikalarını bütçe kesintileriyle destekliyor; sınır güvenliği ve göçmenlik uygulamalarına yönelik fonları artırırken, göçmenlere hizmet veren sosyal programları hedef alıyor.
Hukuki ve Siyasi Boyut
Karar, Kongre'nin bütçe otoritesini gaspetme olarak yorumlanıyor. Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Demokratlar, yönetimin yasama organının yetkilerini ihlal ettiğini belirterek yargı yoluna başvurma sinyali verdi. Bazı Cumhuriyetçiler ise başkanın bütçe disiplini sağlama çabasını destekledi. Hukuk uzmanları, davanın Yüksek Mahkeme'ye kadar taşınabileceğini ve Anayasa'nın 1. maddesi kapsamında ciddi bir kuvvetler ayrılığı ihlali oluşturabileceğini belirtiyor. Daha önce benzer bir girişim, 2025'teki bir federal mahkeme kararıyla durdurulmuştu; ancak yönetim bu kez farklı bir hukuki gerekçe kullanıyor.
İptal edilen fonların toplamı yaklaşık 1 milyar dolar. Bunun önemli bir kısmı, göçmen çocuklara yönelik sağlık taramaları, aşı programları ve acil müdahale hizmetlerini kapsıyor. Ayrıca, mülteci yerleştirme programlarına ayrılan bazı kaynaklar da kesintiye uğradı. HHS yetkilileri, bu kesintilerin eyalet düzeyinde sağlık hizmetlerinde aksamalara yol açabileceği uyarısında bulundu. Göçmen hakları savunucuları, kararın savunmasız grupları doğrudan etkileyeceğini ve kamu sağlığı açısından risk oluşturduğunu dile getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin göçmen politikaları, yalnızca iç kamuoyunu değil, küresel göç rejimini de etkiliyor. Orta Amerika'dan gelen refakatsiz çocuklar ve aileler, son yıllarda ABD'nin güney sınırında yoğunluk oluşturuyor. Bu tür fon kesintileri, göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlarken, sınır eyaletlerinde insani kriz riskini artırabilir. Ayrıca, ABD'nin uluslararası mülteci fonlarına katkısı da dolaylı olarak etkilenebilir; zira bazı programlar Birleşmiş Milletler kuruluşlarıyla ortak yürütülüyor.
Karar, Trump yönetiminin "Amerika Birinci" politikasının bir uzantısı olarak görülüyor. Başkan, seçim kampanyasında federal harcamaları kısacağı ve göçmenlere yönelik sosyal yardımları sonlandıracağı sözü vermişti. Ancak bu adım, yönetimin yasama organını bypass etme eğiliminin son örneği olarak kayıtlara geçti. Kongre'nin bütçe yetkisini elinde tutan tek organ olduğu ilkesi, ABD anayasal sisteminin temel taşlarından biri. Dolayısıyla bu tür bir hamle, sadece bütçe tartışmalarını değil, aynı zamanda kuvvetler ayrılığı dengesini de yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bütçe ve göçmen politikası tartışmaları, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da küresel göç yönetimi ve mülteci politikaları açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak, göçmen sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği konusunda benzer zorluklarla karşılaşıyor. ABD'nin uluslararası mülteci fonlarına yapacağı olası kesintiler, Türkiye'nin de dahil olduğu küresel insani yardım mimarisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Washington'ın göçmen karşıtı sertleşmesi, NATO müttefikleri arasında göç politikaları konusunda yeni gerilimlere yol açabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde göç ve güvenlik konularını dikkatle izlemeli.