ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü kendi partisinden gelen bir isyanı bastırarak Kongre’deki üstünlüğünü bir kez daha gösterdi. Cumhuriyetçi senatörlerin seçmen kimliği yasasına yönelik itirazları, Trump’ın doğrudan müdahalesiyle geri püskürtüldü. Temsilciler Meclisi’nden geçen ve federal seçimlerde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getiren yasa tasarısı, Senato’da da kabul edilirse yürürlüğe girecek. Ancak partinin kendi içindeki muhalif sesler, yasanın seçmen katılımını düşüreceği ve azınlık grupları hedef aldığı gerekçesiyle endişeli.
Trump’ın Senato’ya müdahalesi: ‘Oy hırsızlığı’ söylemi yeniden canlanıyor
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı sert açıklamalarla Senato Cumhuriyetçilerine ‘ya benimle ya da seçmen sahtekarlığına karşı’ mesajı verdi. Beyaz Saray’dan yapılan bilgilendirmede, Başkan’ın ‘seçim güvenliği’ konusunda geri adım atmayacağı vurgulandı. John Bowden imzalı analize göre, Trump’ın bu hamlesi, 2020 seçimlerinde ‘çalındı’ iddialarını tekrar gündeme taşıma stratejisinin bir parçası. Senato Çoğunluk Lideri John Thune, yasanın geçmesi için gerekli oy sayısına ulaşmakta zorlanırken, Trump’ın devreye girmesiyle muhalif senatörlerin bir kısmı geri adım attı. Ancak yasanın Senato’dan geçip geçmeyeceği hâlâ belirsiz. Geçtiğimiz hafta yapılan bir ankette, Amerikalıların yüzde 61’i vatandaşlık kanıtı şartını desteklerken, yüzde 35’i bunun ayrımcı olduğunu düşünüyor.
Seçmen kimliği yasasının bölgesel ve küresel boyutu
Benzer yasalar daha önce Georgia, Texas ve Arizona gibi eyaletlerde uygulanmış ve tartışma yaratmıştı. Demokratlar, bu yasanın özellikle siyahi, Hispanik ve yoksul seçmenleri hedef aldığını savunuyor. ABD’de seçim güvenliği konusu, uluslararası alanda da demokrasi standardı tartışmalarını tetikliyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, bu tür yasaların seçmen katılımını kısıtlayarak demokratik temsili zayıflattığına dikkat çekiyor. Öte yandan Trump’ın seçim sahtekarlığı iddiaları, Brezilya ve Macaristan gibi ülkelerde popülist liderler tarafından örnek alınıyor. Küresel çapta seçim güvenliği ve dezenformasyon mücadelesi, bu yasayla birlikte yeniden şekilleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’deki seçim yasası tartışmalarını yakından izliyor. Bu yasanın geçmesi, özellikle ABD’de yaşayan Türk vatandaşlarının oy kullanma süreçlerini etkileyebilir. Türk diasporası, seçmen kimliği şartı nedeniyle federal seçimlerde zorluk yaşayabilir. Ayrıca, ABD’de seçim güvenliği söyleminin güçlenmesi, Türkiye’nin kendi seçim sistemine yönelik uluslararası eleştirileri azaltabilir. Bununla birlikte, Trump’ın bu hamlesi küresel demokrasi tartışmalarını derinleştirirken, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde seçim güvenliği konusunun gündeme gelme olasılığı bulunuyor.