ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin, ülkede geçici koruma statüsü (TPS) altında yaşayan yaklaşık 350 bin Haitili ve 6 bin Suriyelinin koruma statülerini iptal etme kararını anayasal buldu. Perşembe günü açıklanan 6-3'lük kararda, muhafazakâr çoğunluğun görüşü doğrultusunda Anayurt Güvenliği Bakanlığı'nın (DHS) TPS statülerini sonlandırma yetkisine sahip olduğu belirtildi. Bu karar, Trump yönetiminin uzun süredir üzerinde çalıştığı kitlesel sınır dışı politikasının önündeki en büyük yasal engeli kaldırmış oldu.
Geçici Koruma Statüsü'nün sonlandırılması: Hukuki süreç ve argümanlar
Geçici Koruma Statüsü (TPS), ABD'ye savaş, doğal afet veya olağanüstü durumlar nedeniyle sığınan yabancı uyruklulara verilen ve ülkede kalma ile çalışma izni sağlayan bir statü. Haitili göçmenler 2010 depremi, Suriyeliler ise 2011'de başlayan iç savaş sonrası TPS kapsamına alınmıştı. Trump yönetimi 2017 ve 2018 yıllarında bu statüleri sonlandırma kararı almış, ancak karar federal mahkemelerde dava konusu olmuştu. Mahkeme kararında, DHS'nin TPS programını "bildirim süresi ve usul kurallarına uygun" şekilde sonlandırdığı belirtilirken, mahkemenin bu tür göç politikası kararlarına müdahale etmemesi gerektiği vurgulandı.
Karara muhalif kalan liberal yargıçlar ise, TPS sahiplerinin ABD'de uzun yıllar yaşadığını, ülkeye entegre olduğunu ve bu kararın on binlerce aileyi olumsuz etkileyeceğini savundu. Yargıç Sonia Sotomayor yazdığı muhalefet şerhinde, "Mahkeme, binlerce insanın hayatını altüst edecek bir karara imza atıyor" ifadelerini kullandı. Beyaz Saray Sözcüsü ise kararı memnuniyetle karşıladığını ve "göç yasalarının uygulanmasının egemenlik hakkı" olduğunu söyledi.
Küresel boyut: ABD'nin göç politikasında yeni dönem
Bu karar, Trump yönetiminin "önce Amerika" politikası çerçevesinde yürüttüğü göçmen karşıtı söylemin en somut adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Karar, sadece Haitililer ve Suriyeliler için değil, TPS kapsamındaki diğer gruplar (El Salvador, Honduras, Nepal, Sudan gibi ülkelerden yaklaşık 300 bin kişi daha) için de emsal teşkil ediyor. Göçmen hakları savunucuları, kararın insani krize yol açacağını savunuyor. Öte yandan, Haitili ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmeleri halinde güvenlik riskleriyle karşılaşabilecekleri endişesi dile getiriliyor. Haiti'de çete şiddeti ve siyasi istikrarsızlık sürerken, Suriye'de ise savaş bitmiş olsa da milyonlarca kişi hâlâ yerinden edilmiş durumda. Karar ayrıca, uluslararası hukukta "non-refoulement" (kişiyi zulüm riskiyle karşılaşacağı ülkeye göndermeme) ilkesiyle de tartışma yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel göç politikaları açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, 4 milyona yakın Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ülke olarak, benzer bir "geçici korumanın sona erdirilmesi" tartışmasını ileride yaşayabilir. ABD'nin TPS'yi sonlandırma kararı, uluslararası toplumda geçici korumanın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Ayrıca, Trump yönetiminin bu kararı, mülteci sorununun sadece insani değil, aynı zamanda hukuki ve siyasi boyutlarını da ön plana çıkarıyor. Türkiye'nin, özellikle Suriyeli sığınmacıların statüsü konusunda ABD'deki bu gelişmeyi yakından izlemesi ve olası yansımalarına karşı hazırlıklı olması gerekiyor.