ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’nin onayını almadan dış yardım fonlarını dondurma kararı alarak yürütme yetkisinin sınırlarını zorluyor. Uzmanlar, bu adımı “devasa bir güç gaspı” olarak nitelendiriyor ve anayasal bir krize işaret ediyor. Trump yönetimi, 2025 mali yılı için ayrılan yaklaşık 50 milyar dolarlık dış yardım bütçesini, Kongre’nin onayladığı spesifik programları durdurarak yeniden yönlendirmeye çalışıyor. Bu hamle, özellikle USAID gibi kurumların fonlarını etkiliyor ve Kongre’nin bütçe yetkisine doğrudan bir müdahale olarak görülüyor.
Arka Plan: Yürütme vs. Yasama Yetkisi
ABD Anayasası’na göre, harcama yetkisi Kongre’ye aittir. Ancak Trump, “yürütme ayrıcalığı” adı altında, dış yardım fonlarını kendi önceliklerine göre yeniden tahsis etme hakkına sahip olduğunu iddia ediyor. Beyaz Saray, bu kararın “vergi mükelleflerinin parasını daha verimli kullanmak” amacı taşıdığını savunuyor. Ancak ProPublica’nın elde ettiği belgelere göre, dondurulan fonlar arasında Afrika’daki sağlık programları, Orta Doğu’daki eğitim projeleri ve Latin Amerika’daki demokrasi destek girişimleri bulunuyor. Kongre liderleri, bu eylemin “yasa dışı” olduğunu belirterek yasal yollara başvuracaklarını açıkladı.
ABD İçişleri Bakanlığı Hukuk Danışmanı’na göre, Başkan’ın tek taraflı olarak fonları dondurma yetkisi bulunmuyor. Kongre’nin onayladığı her bir kalemin ayrı ayrı değiştirilmesi veya iptal edilmesi için yeni bir yasa gerekiyor. Trump’ın bu hamlesi, seleflerinin benzer girişimlerinden çok daha kapsamlı. Örneğin, Barack Obama döneminde bazı fonlar geçici olarak dondurulmuş ancak Kongre’ye danışılmıştı. Trump ise bu kez hiçbir yasama organına bilgi vermedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD’nin uluslararası taahhütlerini sorgulatan bir etki yaratıyor. Özellikle Afrika ve Orta Doğu’daki insani yardım programları doğrudan etkilenirken, Çin ve Rusya gibi rakiplerin bölgede artan nüfuzu endişe yaratıyor. Uzmanlar, ABD’nin “yumuşak güç” araçlarını zayıflatmasının, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelere alan açabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda, Avrupa Birliği ve diğer müttefikler, ABD’nin güvenilirliğini sorgulamaya başladı. NATO içinde de dış yardım kesintilerinin savunma harcamalarını etkilemesi bekleniyor, çünkü birçok üye ülke ABD yardımına bağımlı durumda.
Trump yönetiminin bu hamlesi, iç politikada da yankı buldu. Demokratlar, Başkan’ı “diktatörlük eğilimleri” ile suçlarken, Cumhuriyetçilerin bir kısmı da endişeli. Ancak parti içi muhafazakarlar, “Amerika Birinci” politikası çerçevesinde bu adımı destekliyor. Yargı sürecinin başlaması halinde Yüksek Mahkeme’nin önüne gidecek olan dava, yürütme yetkisinin sınırlarını yeniden tanımlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin dış yardım politikasındaki bu değişiklik, Türkiye’yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, ABD’den aldığı yardımların yanı sıra, özellikle Suriye’deki istikrar programları ve mülteci destek fonları açısından bu karardan etkilenebilir. Ayrıca, ABD’nin Ortadoğu’da azalan yardım taahhütleri, Türkiye’nin bölgedeki insani ve diplomatik rolleri üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Küresel ölçekte ise, ABD’nin “yumuşak güç” unsurlarındaki bu zayıflama, Türkiye gibi yükselen aktörler için fırsatlar yaratabilir. Ancak, belirsizlik ortamı kısa vadede Türkiye’nin dış politika stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.