ABD Başkanı Donald Trump’ın, iki ülke arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerin gerilimli bir dönemden geçtiği bir sırada, Keystone XL boru hattı projesini yeniden gündeme getirme önerisi Ottawa’da temkinli bir karşılık buldu. Proje, ilk olarak yaklaşık yirmi yıl önce gündeme geldiğinde enerji ticaretinin sembolü haline gelmişti; ancak bugün çevresel kaygılar, yerli halkların hakları ve değişen enerji piyasaları nedeniyle Kanada yönetimi, bu öneriye soğuk bakıyor.
Gelişmenin arka planı
Keystone XL, Kanada’nın Alberta eyaletindeki petrol kumlarından elde edilen ham petrolü, ABD’nin Nebraska eyaletindeki Steele City’ye taşımayı amaçlayan 1.897 kilometrelik bir boru hattı projesiydi. İlk olarak 2008 yılında TC Energy (eski adıyla TransCanada) tarafından önerilen proje, uzun yıllar boyunca ABD’de yoğun siyasi tartışmalara yol açtı. Proje, Barack Obama döneminde çevresel endişeler gerekçesiyle reddedilirken, Trump’ın ilk başkanlık döneminde onaylanmış ancak Joe Biden yönetimi tarafından 2021’de iptal edilmişti.
Şimdi, Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte projenin canlandırılması gündeme geldi. Ancak Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun hükümeti, bu öneriye sıcak bakmıyor. Kanada’nın doğal kaynaklar bakanı, “Keystone XL’in yeniden canlandırılması, iklim hedeflerimizle örtüşmüyor ve Kanada’nın enerji stratejisinde artık öncelikli bir proje değil” açıklamasını yaptı. Ayrıca, Alberta eyaletinin ise projeye hâlâ olumlu yaklaştığı biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Keystone XL, yalnızca iki ülke arasındaki enerji ticaretini ilgilendirmiyor; aynı zamanda küresel enerji piyasalarındaki değişimi de yansıtıyor. Kanada, son yıllarda enerji ihracatını çeşitlendirmek ve Asya pazarlarına açılmak için Trans Mountain boru hattı gibi projelere odaklanmış durumda. Ayrıca, ülke 2030 yılına kadar emisyonları 2005 seviyelerine kıyasla %40-45 oranında azaltmayı hedefliyor; bu da yeni fosil yakıt altyapısına karşı güçlü bir siyasi baskı oluşturuyor.
ABD tarafında ise Trump, enerji bağımsızlığı ve ekonomik büyüme söylemleriyle projeyi yeniden gündeme getiriyor. Ancak çevre örgütleri ve Demokrat Parti, projeye karşı çıkmaya devam ediyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlıklarının ve gümrük tarifesi gerilimlerinin yaşandığı bir dönemde, enerji dosyasını daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Keystone XL’in akıbeti, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de küresel enerji piyasalarındaki arz-talep dengesi açısından dolaylı etkiler doğurabilir. Kanada petrolünün ABD pazarına erişiminin artması, Kuzey Amerika’da ham petrol fiyatlarını etkileyerek küresel fiyat istikrarına katkıda bulunabilir. Türkiye, enerji ithalatında çeşitliliği artırma ve enerji merkezi olma hedefi doğrultusunda, küresel enerji koridorlarındaki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Ancak projenin iklim politikalarıyla çelişmesi, uzun vadede fosil yakıt yatırımlarının azalacağına işaret ederek Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümünü hızlandırma çabalarını destekler nitelikte görünüyor.