ABD yönetimi, 2024 Seçim Günü'nde kitlesel bir saldırı planına yardım ettiği gerekçesiyle suçlanan Afgan bir kadını, gizli bir terör mahkemesi kararıyla sınır dışı etti. Bu, söz konusu mahkemenin ilk kez kullanıldığı bir sınır dışı işlemi olarak kayıtlara geçti. Kadının kimliği ve sınır dışı edildiği ülke henüz açıklanmadı.
Gelişmenin Arka Planı: Gizli Mahkeme ve İlk Sınır Dışı
ABD Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren ve resmi adı açıklanmayan gizli terör mahkemesi, genellikle ulusal güvenlik gerekçesiyle yürütülen davalara bakıyor. İlk kez bir sınır dışı kararına temel oluşturan bu mahkeme, delillerin gizliliği ve yargılama sürecinin kapalılığı nedeniyle uzun süredir eleştiriliyor. Afgan kadın, 2024 Seçim Günü'ne yönelik IŞİD esinli bir saldırı planını gizlemeye yardım etmekle suçlanıyordu. Yetkililer, planın başarısız olduğunu ve saldırının gerçekleşmediğini belirtti. Kadının avukatı, müvekkilinin suçlamaları reddettiğini ve sınır dışı kararının yeterli delil olmadan alındığını savundu. İnsan hakları örgütleri, gizli mahkeme kararlarının şeffaflıktan yoksun olduğunu ve savunma hakkını kısıtladığını vurguluyor.
ABD'de terör suçlamalarıyla yürütülen davalar genellikle Federal Mahkemeler'de görülürken, bu gizli mahkeme yalnızca istisnai durumlarda devreye giriyor. Afgan kadının durumu, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi sonrası ülkede kalan Afgan mültecilere yönelik politikaların da bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kadının sınır dışı edilmesi, ABD'nin göçmenlik ve terörle mücadele yasalarını nasıl birleştirdiğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gizlilik ve İnsan Hakları Endişeleri
Gizli terör mahkemeleri, 11 Eylül saldırıları sonrası oluşturulan yasal çerçevenin bir parçası. Bu mahkemelerin kararları, genellikle gizli delillere dayanıyor ve sanıkların kendilerine yöneltilen suçlamaların detaylarını öğrenmesi kısıtlanabiliyor. Afgan kadının sınır dışı edilmesi, uluslararası hukukta "non-refoulement" (geri göndermeme) ilkesiyle çelişebileceği yönünde tartışmalara yol açtı. Kadının sınır dışı edildiği ülkede işkence veya kötü muamele görme riski bulunup bulunmadığı bilinmiyor. ABD yönetimi, kararın yasal olduğunu ve ulusal güvenliği koruduğunu savunuyor.
Afganistan'da Taliban yönetiminin kadınlara yönelik ağır kısıtlamaları göz önüne alındığında, kadının ülkesine gönderilmesi halinde ciddi risklerle karşılaşabileceği belirtiliyor. Ancak yetkililer, sınır dışı edilen kişinin Afganistan'a değil, üçüncü bir ülkeye gönderildiğini öne sürdü. Bu belirsizlik, kararın uluslararası kamuoyunda daha fazla sorgulanmasına neden oldu. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Uzmanlar, bu tür gizli mahkeme kararlarının diğer ülkeler tarafından emsal alınabileceği ve terörle mücadele adı altında insan hakları ihlallerine kapı aralayabileceği uyarısında bulunuyor. ABD'nin Afgan mültecilere yönelik politikası, özellikle 2021'deki tahliye operasyonları sonrası belirsizliğini koruyor. Binlerce Afgan, ABD'ye kabul edilme sürecinde hâlâ bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afgan mülteciler için hem transit hem de hedef ülke konumunda. ABD'nin gizli mahkeme kararıyla bir Afgan kadını sınır dışı etmesi, Türkiye'nin kendi göç ve güvenlik politikalarını gözden geçirmesine neden olabilir. Türkiye, Taliban yönetimiyle diyalog yürütürken Afgan kadınların haklarını savunma konusunda denge gözetiyor. Bu gelişme, uluslararası alanda gizli yargılamaların meşruiyeti tartışmasını alevlendirirken Türkiye'nin insan hakları ve güvenlik arasındaki hassas dengesini de etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Afgan mültecilere yönelik tutumu, NATO müttefikleri arasında farklı algılanabilir.