ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'dan ithal edilen otomobil ve çelik ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin 1 Ocak 2027 itibarıyla yüzde 50'ye yükseltileceğini duyurdu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu kararın ABD'deki üretimi korumak ve ticaret açığını kapatmak amacıyla alındığı belirtilirken, Kanada hükümetinden sert bir tepki geldi. Ottawa yönetimi, uluslararası ticaret kurallarına aykırı olduğunu savunduğu bu kararı Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) taşıyacağını açıkladı. Trump'ın açıklaması, otomotiv ve çelik sektörlerinde küresel tedarik zincirlerini etkileyecek yeni bir ticaret savaşının habercisi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, Trump'ın ilk döneminden bu yana tırmanarak devam ediyor. Başkan, 2018'de çelik ve alüminyuma yüzde 25 oranında ulusal güvenlik gerekçesiyle ek vergi getirmiş, Kanada bu hamleye misilleme tarifeleriyle yanıt vermişti. İki ülke, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) kapsamında 2020'de yeniden müzakere edilen ticaret kurallarıyla bir süreliğine gerilimi düşürmüştü. Ancak Trump yönetimi, son dönemde Amerikan imalat sanayisini koruma söylemiyle ticaret politikasını sertleştirmiş durumda. Açıklamada, Kanada'nın otomotiv sektöründe ABD'ye karşı haksız rekabet yarattığı, çelik üretiminde ise kapasite fazlasının Amerikan pazarını olumsuz etkilediği ifade edildi.
Uygulanacak yeni tarife oranı, mevcut yüzde 25'lik verginin iki katına çıkarılması anlamına geliyor. Bu, özellikle Detroit merkezli Amerikan otomobil üreticilerinin Kanada'daki tesislerinde üretilen araçları doğrudan etkileyecek. Ford, General Motors ve Stellantis gibi devler, Kuzey Amerika'da entegre üretim hatları kullanıyor ve bu araçların parçaları defalarca ABD-Kanada sınırını geçiyor. Uzmanlar, tarife artışının otomotiv maliyetlerini yüzde 5 ila 10 oranında artırabileceğini ve bu durumun tüketici fiyatlarına yansıyacağını belirtiyor. Aynı şekilde Kanada'dan ithal edilen yapı çeliği ve endüstriyel hammaddeler de daha pahalı hale gelecek.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, yaptığı basın açıklamasında bu kararı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve "Amerikan halkının da zarar göreceği bir ticaret savaşını başlatmak yerine müzakere masasına dönmeye hazırız" dedi. Kanada hükümeti, misilleme olarak ABD'den ithal edilen bazı tarım ürünlerine ve Kentucky bourbon'u gibi sembolik ürünlere yönelik yeni vergiler üzerinde çalışmaya başladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca Kuzey Amerika ticaretini değil, küresel otomotiv ve çelik piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan Kanada'ya uygulanan vergiler, dünya ticaret akışlarını yeniden şekillendirebilir. Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler de benzer tarifelerin kendilerine yönelmesinden endişeleniyor. Trump'ın açıklaması, küresel ticarette korumacılığın yükseldiği bir dönemde geliyor; Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre 2023'te dünya genelinde ticaret kısıtlamaları rekor seviyeye ulaştı.
Otomotiv sektörü, özellikle elektrikli araç dönüşümü ve tedarik zinciri yeniden yapılanmasıyla kritik bir dönemden geçiyor. Kanada, doğal kaynakları ve nitelikli işgücüyle bu dönüşümde önemli bir oyuncu. Özellikle Quebec ve Ontario eyaletlerindeki batarya üretim tesisleri, ABD'li üreticiler için stratejik önem taşıyor. Tarifeler, bu tesislere yönelik yatırımları yavaşlatabilir ve Kuzey Amerika'da elektrikli araç üretim hedeflerini baltalayabilir. Ayrıca, çelik tarifelerinin küresel çelik fiyatlarında dalgalanmalara yol açması bekleniyor; analistler, Çin'in ihracatını artırabileceği ve bunun diğer pazarlarda damping etkisi yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Kanada'ya yönelik tarifeleri, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi Türk ihracatçıları için risk oluşturuyor. Türkiye, otomotiv ve çelik sektörlerinde önemli bir üretici; ABD'ye yönelik ihracatında, artan korumacılık eğilimleri pazar payını daraltabilir. Ayrıca, küresel çelik fiyatlarındaki dalgalanmalar Türk çelik sektörünün rekabet gücünü etkileyebilir. Ticaret savaşları, dünya ekonomisindeki yavaşlama ve belirsizlik kanallarıyla Türkiye'nin büyüme beklentilerini de olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, çeşitlendirilmiş ticaret politikaları ve AB ile gümrük birliği ilişkisi, bu tür şoklara karşı bir tampon görevi görebilir.