ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'ya uyguladığı ağır gümrük tarifelerini savunarak, kuzey komşusunun ticaret anlaşmazlığında ayrıcalık beklememesi gerektiğini söyledi. Trump, "Kanada kendini bizim bir eyaletimiz sanıyor" ifadesini kullandı. Beyaz Saray'da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Trump, Kanada'nın ABD ile olan ticaret ilişkisinde "adil olmayan" uygulamalarda bulunduğunu öne sürdü ve bu nedenle uygulanan tarifelerin haklı olduğunu savundu. Bu açıklamalar, iki ülke arasındaki ticari gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi ve ABD'nin en yakın müttefiklerinden biriyle olan ilişkilerinde yeni bir kırılmaya işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD yönetimi, geçtiğimiz haftalarda Kanada'dan ithal edilen çelik ve alüminyum ürünlerine %25, diğer birçok ürüne ise %10 ila %20 arasında değişen ek gümrük tarifeleri uygulamaya başlamıştı. Bu adım, Ottawa'yı şaşkına çevirmiş ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau'yı sert bir tepki vermeye itmişti. Trudeau, yaptığı açıklamada, "Bu tarifeler Amerikan tüketicisine de zarar verecek. Biz gereken cevabı vereceğiz" demişti. Kanada hükümeti, ABD menşeli bazı ürünlere karşı misilleme tarifeleri uygulama kararı aldığını duyurdu. Özellikle tarım ürünleri, otomotiv parçaları ve ev eşyaları gibi alanlarda Amerikan ürünlerine ek vergiler getirildi.
Uzmanlar, bu ticaret savaşının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri ciddi şekilde zedeleyebileceği konusunda uyarıyor. ABD-Kanada ticaret hacmi yıllık 700 milyar doları aşıyor ve iki ülke birbirinin en büyük ticaret ortakları konumunda. Tarifelerin, otomotiv sektörü başta olmak üzere birçok sektörde tedarik zincirini olumsuz etkilemesi bekleniyor. özellikle sınırın her iki tarafında entegre çalışan otomobil fabrikaları, bu durumdan en fazla etkilenecekler arasında.
Trump ise açıklamalarında, Kanada'nın ABD ile olan ticaretinde sürekli fazla verdiğini, bunun adil olmadığını savunuyor. "Onlar bize arabalarını satıyor, biz de onlara sütümüzü mi satalım? Bu kabul edilemez" diyen Trump, Kanada'nın enerji ve süt ürünleri alanındaki korumacı politikalarını da hedef aldı. Başkan, Kanada'nın ABD'ye karşı uyguladığı bazı kotaların ve düzenlemelerin ticaret anlaşmalarına aykırı olduğunu iddia etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu ticari gerilim, Kuzey Amerika'da yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor. Uzun yıllardır yürürlükte olan USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) çerçevesinde serbest ticaretin derinleştirilmesi hedeflenirken, Trump'ın tarifeleri bu anlaşmanın ruhuna aykırı bulunuyor. Kanadalı yetkililer, anlaşmanın tahkim mekanizmasını harekete geçireceklerini açıkladı. Ancak sürecin yıllar sürebileceği göz önüne alındığında, kısa vadede iş dünyasının belirsizlikle yaşamayı öğrenmesi gerekecek.
Küresel ölçekte ise ABD'nin en yakın müttefiklerine bile bu şekilde tarife uygulaması, uluslararası ticaret sistemini temelden sarsıyor. Uzmanlar, bunun diğer ülkeleri de benzer korumacı politikalara itebileceği ve küresel ticaret savaşlarının derinleşebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Avrupa Birliği ve Japonya, ABD'nin bu tutumunu yakından izliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, tarifelerin küresel ekonomik büyümeyi yüzde 0,5 oranında azaltabileceği hesaplanıyor.
Trump'ın "Kanada eyalet" söylemi, sadece bir gaf olarak değil, aynı zamanda ABD'nin komşusuna bakışındaki değişimin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bazı yorumculara göre başkan, Kanada'nın ABD'ye ekonomik olarak bağımlı olduğunu ve bu nedenle tarifelere katlanmak zorunda kalacağını düşünüyor. Ancak Kanadalıların milli gururu ve Trudeau hükümetinin kararlı duruşu, bu hesabın tutmayabileceğini gösteriyor. Anketlere göre Kanadalıların büyük çoğunluğu tarifelere karşı misilleme yapılmasını destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin en yakın müttefiklerine bile uyguladığı bu tarifeler, Türkiye gibi ABD ile ticari ilişkilerinde zaman zaman gerilimler yaşayan ülkeler için önemli bir sinyal niteliği taşıyor. ABD'nin korumacı politikalarının, Türkiye'nin ihracatına yönelik benzer yaptırımları gündeme getirebileceği endişesi yaratıyor. Özellikle çelik ve alüminyum sektörlerinde Türkiye'nin ABD'ye yaptığı ihracat, geçmişte de tarife artışlarından etkilenmişti. Bu gelişme, Türk dış politikasının ticari anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme gayretinde olmasına rağmen, uluslararası ticarette artan belirsizliğin Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, ABD'nin ittifaklar içinde bile sıkı pazarlık yapması, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini çok yönlü dengeler üzerine kurma stratejisinin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gösteriyor.