Donald Trump yönetimi, göçmenlik politikasında sert bir adım daha atarak, yeşil kart başvurularında kamu yardımı kullanan bireyleri hedef alan "public charge" kuralını yeniden yürürlüğe koydu. Söz konusu kural, Federal Sicil'de (Federal Register) yayımlanarak 20 Temmuz'da resmen yürürlüğe girecek. Bu düzenleme, ABD'de yasal kalıcı ikamet (yeşil kart) başvurusunda bulunan göçmenlerin, sağlık, gıda veya barınma gibi temel kamu yardımlarından yararlanmış olmalarını olumsuz bir faktör olarak değerlendirmelerine olanak tanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
"Public charge" kavramı, ABD göçmenlik hukukunda uzun bir geçmişe sahip olmakla birlikte, Trump yönetimi bu kavramı ilk kez 2019'da genişleterek uygulamaya koymuştu. O dönemde getirilen düzenleme, yeşil kart başvurusunda bulunanların yanı sıra belirli vize türleri için de geçerliydi. Politika, Medicaid, Gıda Yardımı Programı (SNAP) ve konut yardımı gibi bir dizi kamu programından yararlanan göçmenleri hedef alıyordu. 2020 yılında COVID-19 salgını sırasında bile kural uygulanmaya devam ederken, 2021'de Joe Biden yönetimi tarafından yürürlükten kaldırıldı. Ancak şimdi, Trump yönetimi bu kuralı yeniden canlandırarak, göçmenlik başvurularında "ekonomik kendi kendine yeterlilik" ilkesini ön plana çıkarıyor.
Yeni düzenlemeye göre, ABD'de yasal olarak bulunan ancak kamu yardımı alan (veya alma olasılığı bulunan) kişilerin yeşil kart başvuruları reddedilebilecek. Federal hükümet, başvuranın gelir düzeyi, sağlık durumu, eğitim ve mesleki becerileri gibi faktörleri değerlendirerek, kamu kaynaklarına yük olma ihtimalini ölçecek. Bu durum, özellikle düşük gelirli veya kronik hastalığı olan göçmenler için büyük bir engel teşkil ediyor. Uzmanlar, kuralın uygulanması halinde binlerce yeşil kart başvurusunun olumsuz sonuçlanabileceğini belirtiyor. Ayrıca, kuralın geriye dönük olarak uygulanmayacağı, yani daha önce kamu yardımı almış ancak başvurusu henüz sonuçlanmamış kişileri etkileyeceği ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu politika değişikliği, yalnızca ABD içinde değil, küresel ölçekte de yankı uyandırıyor. ABD, geleneksel olarak göçmenler için bir cazibe merkezi olmuştur. Ancak son yıllarda uygulanan sıkı göçmenlik politikaları, özellikle Latin Amerika ve Asya ülkelerinden gelen göçmenlerin ABD'ye yönelik ilgisini azaltmış durumda. "Public charge" kuralının yeniden yürürlüğe girmesi, göçmenlerin ABD'de kalıcı olarak yerleşme kararlarını daha da zorlaştırabilir. Bu durum, alternatif göç rotalarına yönelimi artırabilir; Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri benzer nitelikli göçmenler için daha cazip hale gelebilir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, kuralın ABD iş gücü piyasasında daralmaya yol açması bekleniyor. Özellikle tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde çalışan düşük vasıflı göçmenlerin sayısı azalabilir. Bu da işverenler için maliyet artışı ve iş gücü kıtlığı anlamına gelebilir. Öte yandan, kuralın göçmen toplulukları arasında korku yaratarak, yardım almaya ihtiyacı olan kişilerin bile kamu programlarına başvurmaktan çekinmesine neden olacağı endişesi dile getiriliyor. Bu durum, halk sağlığı ve sosyal refah açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'de yaşayan veya ABD'ye göç etmeyi planlayan Türk vatandaşlarını doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Yeşil kart başvurusu yapan Türklerin, kamu yardımı geçmişleri nedeniyle reddedilme riski artabilir. Ayrıca, bu politika, ABD-Türkiye ilişkilerinde göçmenlik konusunun daha da hassas bir hale gelmesine yol açabilir. Türkiye, ABD ile vize muafiyeti ve konsolosluk hizmetleri gibi konularda zaman zaman sorunlar yaşamaktadır. Yeni düzenleme, bu alandaki gerginlikleri tırmandırabilir. Bununla birlikte, kuralın küresel göç eğilimlerini etkilemesi, Türkiye'nin transit göç güzergahındaki konumunu da dolaylı olarak etkileyebilir; ABD'ye gitmekte zorlanan göçmenlerin alternatif rotalar arayışı, Türkiye üzerinden geçen düzensiz göç akımlarını artırabilir.