ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İtalya merkezli anonim e-posta ve web barındırma hizmeti sağlayıcısı Riseup'ı yabancı bir "terör" örgütü olarak tanımladı. Karar, ABD'deki antifaşist ve sol görüşlü sitelerin çevrimdışı kalmasına yol açabileceği için ülkede ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İlk olarak The Intercept tarafından duyurulan gelişme, Trump'ın görev süresinin son günlerinde attığı ve teknoloji şirketlerine yönelik baskıyı artıran bir dizi adımın parçası olarak görülüyor.
Olayın Arka Planı
Riseup, 1999 yılında kurulan ve dünya çapında aktivistler, gazeteciler ve muhalif gruplar tarafından kullanılan bir kolektif. Merkezi İtalya'da bulunan sağlayıcı, anonim e-posta listeleri ve web barındırma hizmetleri sunuyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın Yabancı Terör Örgütleri (FTO) listesine benzer bir statüyle "terör" grubu olarak tanımlanması, Riseup'ın ABD'deki finansal işlemlerinin ve altyapı erişiminin kısıtlanması anlamına geliyor. Karar, Trump yönetiminin son döneminde yayımlanan bir başkanlık kararnamesi veya idari düzenleme ile yürürlüğe girdi. Henüz resmi olarak hangi yasal dayanağa oturtulduğu netleşmedi; ancak The Intercept'e konuşan kaynaklar, kararın arkasında "Antifa" hareketini terör örgütü ilan etme çabasının yattığını belirtiyor.
Riseup, özellikle ABD'deki antifaşist aktivistlerin iletişimini sağlamakla biliniyor. Sağlayıcının sunucuları üzerinden yayın yapan bazı siteler, geçmişte sağcı gruplara karşı kampanyalar düzenlemiş ve ırkçılık karşıtı eylemler organize etmişti. Trump, seçim kampanyası sırasında Antifa'yı "terör örgütü" olarak tanımlayacağını vaat etmişti. Bu adım, o vaadin bir uzantısı olarak yorumlanıyor. Riseup'ın İtalya'da bulunması, ABD'nin doğrudan yargı yetkisi dışında olması nedeniyle hedef alınmasını zorlaştırıyordu; ancak yabancı terör örgütü tanımlaması, ABD'li şirketlerin ve bankaların Riseup ile iş yapmasını yasaklayarak dolaylı bir baskı oluşturuyor.
Uzmanlar, bu tür bir tanımlamanın yalnızca Riseup'ı değil, ona bağlı binlerce kullanıcıyı da etkileyeceğini vurguluyor. Özgürlükçü teknoloji toplulukları, kararın "sınır tanımayan bir sansür" olduğunu savunuyor. Elektronik Önlem Vakfı (EFF) gibi kuruluşlar, yabancı bir sağlayıcının terör listesine alınmasının, ABD Anayasası'nın Birinci Değişikliği'ni ihlal ettiğini öne sürüyor. Zira bu tür bir tanımlama, ifade özgürlüğünü dolaylı yoldan kısıtlıyor: Kullanıcılar alternatif platformlara yönelse de, ana akım altyapıdan dışlanma riskiyle karşılaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, yalnızca ABD iç siyasetiyle sınırlı değil. İtalya'da bulunan bir şirketin ABD tarafından "terör" olarak tanımlanması, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim yaratabilir. İtalyan hükümeti henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak Roma'nın, ABD'nin tek taraflı yaptırım kararlarına mesafeli durduğu biliniyor. Avrupa Birliği, daha önce benzer durumlarda üye ülke şirketlerinin ABD yasalarına tabi tutulmasına karşı çıkmıştı. Bu olay, ABD'nin yabancı teknoloji şirketlerine yönelik artan baskısının bir örneği olarak görülüyor.
Öte yandan, küresel ölçekte anonim iletişim platformları, otoriter rejimlerin hedefi haline gelmiş durumda. Riseup, dünya genelinde muhalif hareketlerin can damarı. ABD'nin böyle bir sağlayıcıyı terörle ilişkilendirmesi, diğer ülkelere de benzer adımlar için cesaret verebilir. İnsan hakları örgütleri, bu kararın ifade özgürlüğüne yönelik küresel bir saldırı olduğu uyarısını yapıyor. Ayrıca, kararın ABD'deki teknoloji devleri üzerindeki etkisi de merak konusu: Google, Amazon ve Cloudflare gibi şirketler, Riseup'a hizmet verip vermeyecekleri konusunda zor bir seçimle karşı karşıya kalabilir.
Trump yönetiminin son günlerinde alınan bu karar, yeni başkan Joe Biden döneminde gözden geçirilebilir. Ancak idari düzenlemelerin geri alınması zaman alabilir ve Riseup kullanıcıları bu süreçte mağdur olabilir. Hukukçular, kararın mahkemelere taşınacağını ve uzun bir yargı süreci yaşanacağını tahmin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde anonim iletişim platformlarına yönelik baskılarıyla biliniyor. Riseup gibi hizmetler, Türkiye'de de muhalif gruplar, gazeteciler ve aktivistler tarafından kullanılıyor. ABD'nin bu adımı, Türkiye'nin kendi internet sansürü politikalarına meşruiyet kazandırabilir ve "terör" tanımlamalarının siyasi amaçlarla kullanılmasının önünü açabilir. Ayrıca, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı olabilir; zira ABD'nin yabancı şirketlere yönelik tek taraflı yaptırımları, Türk şirketlerini de hedef alabilir. İfade özgürlüğü savunucuları, bu gelişmeyi yakından izlemeli.