New Jersey'den ABD Temsilcisi Analilia Mejia, kendisinden daha iyi finanse edilen ve partinin kurumsal kanadının desteklediği rakiplerini ön seçimde yenerek büyük bir sürprize imza attıktan sonra, benzer ilerici zaferlere ön ayak olmak amacıyla bir süper PAC (siyasi eylem komitesi) kurduğunu açıkladı. Mejia'nın bu hamlesi, ABD'de ilerici kanadın kurumsal Demokrat Parti yapısına karşı yürüttüğü mücadelede yeni bir cephe açılıyor.
İlerici Dalganın Arka Planı
Analilia Mejia, 2026 ara seçimleri öncesinde New Jersey'deki Demokrat Parti ön seçimlerinde, parti liderliğinin ve büyük bağışçıların desteklediği adayları geride bırakarak dikkatleri üzerine çekmişti. Bu zafer, ABD'de ilerici hareketin, özellikle genç seçmenler ve işçi sendikaları arasında artan desteğini gösteriyor. Mejia, seçim kampanyasında ekonomik eşitsizlik, sağlık hizmetlerine erişim ve iklim değişikliği gibi konuları ön plana çıkarmıştı.
Şimdi ise Mejia, kendi başarısını bir modele dönüştürmek istiyor. Kurduğu süper PAC, ülke genelinde benzer şekilde ilerici adayları destekleyerek, Demokrat Parti'nin daha sol kanadını güçlendirmeyi hedefliyor. Süper PAC'ler, ABD yasalarına göre doğrudan adaylara bağış yapamasa da, sınırsız miktarda bağış toplayıp adaylar lehine reklam ve kampanya yürütebiliyor. Bu yapılar, özellikle son yıllarda ABD siyasetinde büyük etki yaratıyor.
Mejia'nın girişimi, ilerici hareketin 2018'den bu yana artan ivmesinin bir parçası. Alexandria Ocasio-Cortez'in 2018'de New York'ta kurumsal bir adayı yenmesiyle başlayan süreç, ardından gelen seçimlerde birçok ilerici adayın ön seçim zaferleriyle devam etti. Ancak ilerici kanat, hâlâ Demokrat Parti'nin genel yapısı içinde azınlıkta ve parti liderliğiyle sık sık karşı karşıya geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mejia'nın süper PAC hamlesi, ABD iç siyasetinde Demokrat Parti içindeki ideolojik ayrışmayı derinleştirebilir. Partinin merkez kanadı, ilerici adayların genel seçimlerde Cumhuriyetçilere karşı daha kırılgan olduğunu savunurken, ilerici kanat ise tabanı harekete geçiren adayların daha başarılı olduğunu öne sürüyor. Bu tartışma, 2026 ara seçimlerinde kritik bir önem taşıyacak.
ABD'deki bu gelişme, küresel ölçekte sol siyasetin yeniden şekillenmesiyle de paralellik gösteriyor. Avrupa'da da benzer şekilde, ana akım sol partiler içinde daha radikal sol hareketler güç kazanıyor. Örneğin, İngiltere'de İşçi Partisi içindeki sol kanat, Fransa'da Boyun Eğmeyen Fransa hareketi ve İspanya'da Podemos gibi oluşumlar, geleneksel sol partileri dönüştürme çabasında. ABD'deki ilerici dalga, bu küresel eğilimin bir yansıması olarak görülebilir.
Ancak ABD'nin iki partili sistemi ve seçim finansmanı kuralları, üçüncü partilerin veya bağımsız hareketlerin başarı şansını düşürüyor. Bu nedenle ilerici hareket, Demokrat Parti içinde kalmayı ve partiyi içeriden dönüştürmeyi tercih ediyor. Mejia'nın süper PAC'i de bu stratejinin bir ürünü.
Süper PAC'lerin artan rolü, ABD'de seçim finansmanı reformu tartışmalarını da yeniden alevlendirebilir. 2010'daki Citizens United kararı sonrasında süper PAC'lerin önü açılmış, bu da büyük bağışçıların siyaset üzerindeki etkisini artırmıştı. İlerici adaylar genellikle bu sistemi eleştirse de, kendi kampanyalarını finanse etmek için aynı mekanizmaları kullanmak zorunda kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de ilerici kanadın güçlenmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde doğrudan belirleyici bir faktör olmasa da, uzun vadede Amerikan dış politikasının yönünü etkileyebilir. İlerici Demokratlar genellikle insan hakları, demokrasi ve iklim konularına daha fazla vurgu yaparken, silah satışları ve askeri müdahalelere daha mesafeli yaklaşabiliyor. Bu durum, Türkiye'nin ABD'den beklediği savunma işbirliği ve F-16 modernizasyonu gibi konularda farklı dinamikler yaratabilir. Ancak Kongre'deki genel eğilim, iki partili bir şekilde Türkiye'ye karşı mesafeli olmayı sürdürüyor. Yine de ilerici dalganın yükselişi, ABD'nin Ortadoğu ve Doğu Akdeniz politikalarında insan hakları ve demokrasi söylemini öne çıkarabilir; bu da Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu etkileyebilir.