ABD eski Başkanı Donald Trump, İsrail yanlısı lobi gruplarının Kongre üzerindeki etkisinin birkaç on yıl öncesine kıyasla belirgin şekilde azaldığını iddia etti. Trump, bu açıklamayı son dönemde Kongre'de yaşanan tartışmalar ve İsrail yanlısı grupların politikalarına yönelik eleştirilerin arttığı bir ortamda yaptı. Eski başkan, 1980'ler ve 1990'larda bu lobilerin neredeyse tartışmasız bir güce sahip olduğunu, ancak artık bu durumun değiştiğini vurguladı. Bu çıkış, Trump'ın geleneksel İsrail yanlısı tabanıyla bazı konularda ters düşen tavırları sonrasında geldi. Beyaz Saray'daki yönetimi sırasında İsrail'e güçlü destek veren Trump, şimdi ABD siyasetinin dinamiklerindeki değişime dikkat çekerek, bu lobilerin etkisinin azalmasının doğal bir süreç olduğunu savundu.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın açıklamaları, özellikle Gazze'deki çatışmaların ardından Kongre'de İsrail'e verilen desteğin sorgulanmaya başlandığı bir dönemde geldi. Kongre'deki bazı Demokrat ve hatta az sayıda Cumhuriyetçi milletvekili, İsrail'in operasyonlarını eleştiren çıkışlar yaparak, geleneksel olarak güçlü olan Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) gibi grupların etkisine meydan okuyor. Trump, bu değişimin özellikle genç seçmenler ve Demokrat Parti içindeki ilerici kanat tarafından körüklendiğini belirtti. Ayrıca, üniversite kampüslerinde artan Filistin yanlısı protestolar ve toplumsal duyarlılıktaki değişim de lobilerin gücünü zayıflatan faktörler arasında gösteriliyor. Eski başkan, bu durumun ABD siyasetinde doğal bir evrim olduğunu, hiçbir lobinin sonsuza dek aynı etkiyi sürdüremeyeceğini ifade etti. Trump'ın bu sözleri, hem İsrail yanlısı kuruluşlar hem de siyasi analistler tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle Cumhuriyetçi Parti'nin İsrail'e verdiği geleneksel desteğin sürüp sürmeyeceği konusunda soru işaretleri oluşturuyor.
AIPAC gibi örgütler, yıllardır Kongre üyelerine seçim kampanyalarında maddi destek sağlayarak İsrail yanlısı politikaların benimsenmesinde etkili oluyor. Ancak son yıllarda bu grupların etkisinin azaldığına dair gözlemler artıyor. Bunun nedenleri arasında ABD kamuoyunun daha dengeli bir Orta Doğu politikası talebi, genç kuşakların farklı bakış açıları ve sosyal medyanın etkisi sayılıyor. Trump'ın bu açıklaması, Cumhuriyetçi tabanda da farklı yorumlara yol açtı. Bazı Cumhuriyetçiler eski başkanı desteklerken, bazıları da geleneksel İsrail yanlısı pozisyondan uzaklaşma endişesi dile getirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail yanlısı lobilerin ABD Kongresi'ndeki gücünün azalması, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki dengeleri de etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İsrail, uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletleri'nin en önemli müttefiki olarak görülüyor ve Kongre'deki bu destek, İsrail'in güvenliğinin garantilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bu desteğin zayıflaması halinde, İsrail'in bölgedeki elinin zayıflayabileceği ve barış süreçlerinde daha fazla taviz vermek zorunda kalabileceği yorumları yapılıyor. Ayrıca, ABD'nin Orta Doğu politikasında daha dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi, bölge ülkeleriyle ilişkileri de yeniden şekillendirebilir.
Bu bağlamda, İran ve diğer aktörlerin ABD'deki bu değişimi yakından izlediği bildiriliyor. İran, İsrail yanlısı lobilerin etkisinin azalmasını, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının gevşetilmesi yönünde bir fırsat olarak görebilir. Ancak uzmanlar, Kongre'deki desteğin tamamen ortadan kalkmasının şu an için olası görünmediğini, ancak azalma eğiliminde olduğunu belirtiyor. Bu durum, küresel jeopolitik dengelerde önemli değişimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail yanlısı lobilerin Kongre'deki etkisinin azalması, Türkiye açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. ABD Kongresi'nde İsrail'e koşulsuz destek veren bir iklimin yumuşaması, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel meselelerde daha dengeli bir Amerikan yaklaşımına kapı aralayabilir. Özellikle Doğu Akdeniz, Filistin meselesi ve Türkiye-İsrail ilişkileri gibi dosyalarda, İsrail yanlısı lobilerin baskısının azalması, Türk diplomatların elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin, ABD'nin Orta Doğu politikalarındaki bu dönüşümü yakından takip etmesi ve kendi çıkarlarını korumaya yönelik esnek bir strateji izlemesi gerekiyor. Bu gelişme, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde yeni fırsatlar da sunabilir, zira Kongre'deki İsrail yanlılarının geleneksel olarak Türkiye karşıtı bazı girişimleri engelleme gücü azalabilir.