ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik söylemini ve askeri tehditlerini sertleştirirken, ülke içinde yapılan anketler kendi seçmen tabanında dahi İran’la olası bir savaşa karşı yorgunluk ve isteksizlik olduğunu ortaya koyuyor. Beyaz Saray’dan yapılan son açıklamalarda, İran’ın bölgedeki faaliyetlerine karşı ‘her türlü seçeneğin masada olduğu’ vurgulanırken, Savunma Bakanlığı’nın Körfez’e ek askeri sevkiyat için hazırlık yaptığı bildiriliyor. Bu gelişmeler, Trump yönetiminin İran’a yönelik ‘maksimum baskı’ politikasını yeniden canlandırma çabası olarak değerlendiriliyor.
Artan Gerilim ve İç Kamuoyu
Başkan Trump, son haftalarda Twitter üzerinden İran liderliğine yönelik tehditkar mesajlar yayımlarken, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Tahran’ın nükleer faaliyetlerine karşı daha sert yaptırımlar uygulanacağı sinyalini verdi. Ancak anket şirketi Gallup’un yayımladığı verilere göre, Amerikan halkının yüzde 62’si İran’la askeri bir çatışmaya karşı çıkıyor; bu oran 2019’daki %54’lük seviyeye göre belirgin bir artış gösteriyor. Daha da çarpıcı olan, Cumhuriyetçi seçmenler arasında bile savaş karşıtlığının %40’a yükselmesi. Uzmanlar, Trump’ın 2020 seçimleri öncesinde dış politika zaferi arayışında olduğunu, ancak kamuoyunun artan savaş yorgunluğunun bu stratejiyi zora soktuğunu belirtiyor.
Öte yandan İran, ABD’nin tehditlerine karşılık olarak Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikatlarını sıklaştırdı ve uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltti. Bu durum, bölgedeki tansiyonu daha da yukarı çekiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) raporlarına göre İran, nükleer anlaşmadan çekilme sürecini hızlandırmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump’ın İran’a yönelik artan saldırganlığı, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’yu etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, olası bir çatışmada doğrudan hedef olmaktan endişe ediyor. Avrupa Birliği ise tarafları itidal çağrısı yaparken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Rusya ve Çin, ABD’nin tek taraflı eylemlerine karşı çıkarak İran’la ekonomik iş birliğini derinleştiriyor.
Ekonomik cephede, petrol fiyatları gerilim haberleriyle birlikte yükselişe geçti. Brent petrolün varil fiyatı 80 dolar sınırına yaklaşırken, küresel piyasalarda belirsizlik hakim. ABD’nin yeni yaptırımları, İran’ın ham petrol ihracatını neredeyse sıfıra indirmeyi hedefliyor, ancak Çin’in bu yaptırımlara uymayacağını açıklaması Washington’u zor durumda bırakıyor. Uzmanlar, bu krizin derinleşmesi halinde küresel enerji arz güvenliğinin ciddi şekilde sarsılabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la hem komşu hem de enerji tedarikçisi olarak kritik bir konumda. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir kriz dalgası yaratabilir ve enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran’a yönelik yaptırımlara katılmadığı için ABD ile diplomatik gerilim yaşayabilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran’la dengeli bir politika izlemek zorunda. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki çıkarlarını da doğrudan tehdit edecektir.