ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik yeniden başlattığı yoğun askeri harekatlar, Amerikan kamuoyunda giderek daha fazla eleştiriyle karşılanıyor. Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan son ulusal anket, seçmenlerin İran'daki askeri operasyonlara ilişkin olumsuz görüşlerinin belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor. Ankete katılanların önemli bir bölümü, ABD'nin İran politikasının ülkeyi yeni bir çatışmaya sürüklediğini ve bunun ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Bu gelişme, Trump yönetiminin Orta Doğu'daki agresif tutumuna karşı iç siyasette artan bir rahatsızlığın işareti olarak değerlendiriliyor.
Kamuoyundaki Değişimin Arka Planı
Quinnipiac Üniversitesi'nin anketi, ABD'nin İran'a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yapıldı. Ankete katılanların yüzde 54'ü, İran'a yönelik askeri eylemlerin ülke çıkarlarına zarar verdiğini belirtirken, bu oran önceki aylara göre önemli bir artış gösterdi. Özellikle bağımsız seçmenler arasında hoşnutsuzluğun yüksek olması, Trump yönetimi için endişe verici bir tablo çiziyor. Ayrıca, ankete katılanların yarısından fazlası, ABD'nin İran'a yönelik politikasının ülkeyi yeni bir savaşa sürükleyebileceği endişesini taşıdığını ifade etti.
Uzmanlar, bu kamuoyu baskısının Beyaz Saray'ın gelecekteki İran stratejisini etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle 2026 ara seçimleri öncesinde, Demokratların ve bazı Cumhuriyetçilerin İran politikasına yönelik eleştirileri artırıyor. Kongre'de de İran'a askeri yetki kullanımını sınırlamaya yönelik yasa tasarıları gündeme gelirken, yönetimin manevra alanı daralıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran'a yönelik sert tutumu, sadece ABD iç siyasetinde değil, uluslararası alanda da yankı buluyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, İran'ın nükleer programı konusundaki müzakereler de sekteye uğramış durumda. Bölgede İsrail ile İran arasındaki gerginlikler, ABD'nin askeri varlığını artırmasıyla birlikte daha da karmaşık bir hal alıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, yeni bir çatışmanın bölgesel istikrarı bozacağı endişesiyle temkinli bir tutum sergiliyor.
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına rağmen, İran'ın bölgesel nüfuzu artarak devam ediyor. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki gruplar üzerinden dolaylı çatışma sürüyor. Bu tablo, ABD'nin İran'a yönelik askeri baskısının beklenen sonuçları vermediğini gösteriyor. Ayrıca, küresel petrol piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, İran geriliminin sadece ABD'yi değil, tüm dünya ekonomisini etkilediğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik askeri harekatları, Türkiye'nin güvenlik ve diplomasi dengelerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Türkiye, İran ile ekonomik ilişkilerini sürdürürken, bölgedeki çatışmaların kuzey komşusu üzerinden yayılma riski, Ankara'yı tedirgin ediyor. Özellikle Suriye ve Irak sahillerinde İran destekli grupların varlığı, Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde yeni dinamikler yaratabilir. Türkiye'nin Katar'da kurulan hava üssü ve bölgesel enerji hatları, olası bir İran-ABD geriliminde doğrudan zarar görebilir. Bu nedenle Ankara, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, tansiyonun düşürülmesi çabalarına katkı sağlamaya çalışıyor. Türkiye'nin bu süreçte arabulucu rolü üstlenmesi, hem bölgesel istikrar hem de kendi çıkarları açısından kritik önemde.