ABD Başkanı Donald Trump, yıllardır sürdürdüğü ve geniş çapta eleştirilen İran politikasında köklü bir değişime giderek, Tahran yönetimine yönelik askeri seçenekleri masadan kaldırdı. Trump’ın bu kararı, özellikle 2018 yılında nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı çekilmesiyle başlayan ve iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren gerilimli sürecin sona erdiği anlamına geliyor. Uzun zamandır Trump’ın İran’a yönelik savaş çığırtkanlığına karşı mücadele eden isimlerden biri olarak, bu gelişmeyi memnuniyetle karşılıyorum; çünkü bu aptalca savaşın bedelini ödeyecek olan yine Amerikan ve İran halkları olacaktı.
Trump’ın İran Savaşına Giden Yol
Trump, 2018 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un etkisiyle JCPOA’dan çekilmiş ve İran’a karşı ‘maksimum baskı’ politikasını başlatmıştı. Bu politika kapsamında İran’a ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmış, ülkenin petrol ihracatı engellenmiş ve İran Devrim Muhafızları terör örgütü listesine alınmıştı. Buna karşılık İran, nükleer programını hızlandırmış, uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmiş ve Basra Körfezi’nde ABD’ye ait insansız hava araçlarını düşürmüştü. 2020 yılı Ocak ayında ABD’nin Bağdat’ta düzenlediği hava saldırısında İranlı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Trump, İran’ın misilleme saldırılarına karşın askeri bir çatışmaya girmekten son anda kaçınmıştı. Şimdi ise Trump’ın, seçim kampanyasında vaat ettiği gibi ABD’yi yurtdışındaki gereksiz savaşlardan çekme söylemine uygun olarak İran politikasını yumuşattığı görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump’ın bu kararı, Ortadoğu’da dengeleri değiştirecek nitelikte. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD’nin bölgedeki müttefikleri, İran’a karşı sert bir ABD politikası beklerken, Trump’ın geri adımı bu ülkelerde hayal kırıklığı yaratabilir. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya, ABD-İran geriliminin düşmesinden memnuniyet duyacaktır. Çin, İran’ın en büyük petrol alıcılarından biri olarak, bu sayede daha rahat ticaret yapabilecek. İsrail ise ABD’nin İran konusundaki tutum değişikliğini endişeyle karşılayabilir; çünkü Tel Aviv yönetimi, İran’ın nükleer programının durdurulması için ABD’nin askeri gücüne bel bağlamıştı. Trump’ın bu adımı, aynı zamanda Afganistan’dan çekilme kararının ardından ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile hem ekonomik hem de güvenlik alanında karmaşık ilişkilere sahip. Trump’ın İran’a yönelik savaş tehdidini ortadan kaldırması, Türkiye için iki açıdan önemli: Birincisi, olası bir ABD-İran savaşı Türkiye’nin güneydoğusunda yeni bir krize yol açabilir ve mülteci akınını tetikleyebilirdi. İkincisi, Türkiye’nin İran ile enerji ticareti ve bölgesel işbirliği (Suriye, Irak) rahat bir nefes alacak. Ancak ABD’nin İran konusundaki yumuşaması, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde pazarlık gücünü azaltabilir; çünkü Ankara, zaman zaman İran dosyasını Washington’a karşı bir koz olarak kullanmıştı. Yine de, Türkiye’nin önceliği bölgesel istikrar olduğu için bu gelişme olumlu karşılanmalıdır.