ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile başlattığı askeri harekat, beşinci ayına yaklaşırken, kamuoyu yoklamaları bu savaşın modern Amerikan tarihindeki en düşük onay oranına sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, Trump'ın önceki Libya, Irak ve Afganistan müdahaleleriyle karşılaştırıldığında daha da dikkat çekici. Peki, bu düşük onayın arkasındaki nedenler neler ve bu durum Orta Doğu'daki dengeleri nasıl etkiliyor?
Gelişmenin Arka Planı: İran Savaşı ve Anket Sonuçları
Trump yönetiminin İran'a yönelik askeri operasyonu, 2025 yılının başlarında başladı. Ancak, beş aylık süreçte halkın desteği giderek azaldı. Son anketlere göre, Amerikalıların yalnızca %32'si bu savaşı destekliyor. Bu oran, Vietnam Savaşı'nın en düşük noktasından bile daha düşük. Karşılaştırma yapacak olursak, Libya müdahalesi başlangıçta %47, Irak Savaşı %71 ve Afganistan Savaşı %90 gibi yüksek oranlarla başlamıştı. Ancak zamanla bu oranlar düşmüş olsa da hiçbiri İran savaşındaki kadar hızlı bir düşüş yaşamamıştı.
Analistler, bu düşüşün nedenleri arasında savaşın belirsiz hedeflerini, artan askeri maliyetleri ve sivil kayıplara ilişkin haberleri gösteriyor. Ayrıca, Trump'ın İran konusundaki tutarsız politikaları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile yaşanan anlaşmazlıklar, kamuoyunda güven bunalımına yol açtı. Savaşın uzaması, ekonomik yaptırımların getirdiği yükler ve Amerikan askerlerinin güvenliği konusundaki endişeler de onay oranlarındaki düşüşü hızlandırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Orta Doğu'da Yeni Denge Arayışı
İran savaşı, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de derinden etkiliyor. İran'ın nükleer programı konusundaki belirsizlik, bölgesel aktörler olan Suudi Arabistan, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni yakından ilgilendiriyor. Bu ülkeler, ABD'nin İran'a yönelik sert tutumunu desteklerken, savaşın uzamasından endişe duyuyorlar. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel petrol fiyatlarını etkileyerek dünya ekonomisine tehdit oluşturuyor.
Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran'a verdikleri diplomatik destek, ABD'nin tek taraflı müdahalesine karşı bir denge unsuru oluşturuyor. BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan oylamalarda ABD'nin yalnız kalması, uluslararası toplumun savaş konusundaki rahatsızlığını gösteriyor. Bu durum, ABD'nin müttefikleri üzerindeki baskıyı artırıyor ve NATO içinde de huzursuzluk yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle savaşın doğrudan etkilerine maruz kalabilir. Özellikle sınır güvenliği, göç akınları ve enerji hatlarının güvenliği konularında riskler artabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte diplomatik girişimlerde bulunarak gerilimi düşürmeye çalışabilir. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki çıkarları için hayati önem taşıyor.