ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların altıncı ayında, yetkililerin çatışmanın seyrine ilişkin artan belirsizliği karşısında sıkıntıdan inkarına savrulan bir tutum sergiliyor. Beyaz Saray'daki kaynaklara göre, Trump'ın son haftalarda İran dosyasına olan ilgisi azalmış durumda; ancak operasyonların sonuçlarına dair kamuoyuna yapılan açıklamalar ile gerçek saha durumu arasındaki fark, yönetim içinde bile eleştirilere yol açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ocak ayında başlayan ve 'Maksimum Baskı 2.0' olarak adlandırılan operasyonlar, İran'ın nükleer programına ve bölgesel milis güçlerine yönelik hedefli saldırıları içeriyor. Ancak altı ayın sonunda, ne askeri hedeflerin tam olarak elde edildiği ne de Tahran'ın müzakere masasına çekildiği konusunda net bir tablo mevcut. Pentagon raporları, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin geçici olarak yavaşladığını, ancak tamamen durmadığını gösteriyor. Buna karşın Trump, sosyal medya paylaşımlarında 'İran'ın diz çöktüğünü' ve 'tarihin en başarılı askeri kampanyasının' yürütüldüğünü iddia ediyor.
Beyaz Saray'dan ismini açıklamayan bir yetkili, başkanın brifinglerde sık sık konuyu değiştirdiğini, İran'ın devrim muhafızlarına ait füze saldırılarının artmasına rağmen 'işlerin yolunda gittiğini' söylediğini aktarıyor. Bu tutum, Temsilciler Meclisi'nde Demokrat ve hatta bazı Cumhuriyetçi üyelerin, savaşın maliyetine dair hesap sorulması çağrılarına yol açıyor. Kongre'de yapılan oturumlarda, operasyonların 200 milyar doları aştığı ve en az iki bin sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bölgede ise İran'ın müttefikleri olan Hizbullah ve Husiler, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik tacizler, küresel petrol fiyatlarında yüzde 30'luk bir artışa neden oldu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'den saldırganlığı azaltmasını ve diplomasiye dönmesini talep ediyor. Avrupa Birliği ise İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve müzakerelerin yeniden başlamasını savunurken, Rusya ve Çin'in İran'a askeri ve ekonomik destek sağladığına dair istihbarat raporları bulunuyor.
Uzmanlar, Trump'ın 'zafer' söylemlerinin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini, İran'ın asimetrik savaş taktiklerinin ABD askeri üstünlüğünü etkisiz kıldığını belirtiyor. Johns Hopkins Üniversitesi'nden Dr. Vali Nasr, 'Bu savaş, Vietnam'dan bu yana ABD'nin en uzun soluklu askeri macerası haline gelebilir. Ancak başkan, kamuoyu desteğini kaybetmemek için gerçekleri sürekli çarpıtıyor' değerlendirmesini yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu çatışma, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkiliyor. İran sınırındaki istikrarsızlık, mülteci akınlarını artırabilir ve PKK'nın İran kolu olan PJAK'ın hareket alanını genişletebilir. Ayrıca, Basra Körfezi'ndeki gerilim, enerji maliyetlerini yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkiliyor. Türkiye, hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarken, askeri operasyonların sınırına yakın bölgelerde insansız hava aracı saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini güçlendirmek durumunda kaldı. Ankara, bu krizden kaçınmak için bölgesel bir arabuluculuk rolüne soyunsa da, tarafların uzlaşmaz tutumu bu girişimleri şimdilik sonuçsuz bırakıyor.