ABD'de her iki partiden siyasetçiler, Başkan Donald Trump'ın İran ile olası bir savaşta San Diego ve Los Angeles gibi büyük şehirlerin feda edilebileceğini ima eden açıklamalarına sert tepki gösterdi. Trump, bir etkinlikte yaptığı konuşmada, İran'ın bu şehirleri 'alabileceğini' söyleyerek tartışma yarattı. Sözler, Beyaz Saray'ın İran politikasına yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi.
Açıklamanın Arka Planı ve Siyasi Tepkiler
Trump'ın sözleri, özellikle California eyaletinden seçilen kongre üyeleri arasında öfkeye yol açtı. Demokrat Senatör Dianne Feinstein, "Bu tür bir açıklama sorumsuzluktan da öte, Amerikan halkına karşı bir tehdittir" dedi. Cumhuriyetçi Temsilci Mike Garcia ise "Başkan'ın ağzından çıkan her kelime ulusal güvenliğimizi etkiler; bu tür spekülasyonlar müttefiklerimizi de endişelendiriyor" ifadelerini kullandı. Temsilciler Meclisi'nde her iki partiden üyeler, açıklamayı kınayan ortak bir bildiri yayınlamayı değerlendiriyor.
Olay, Trump'ın daha önceki İran karşıtı söylemlerinin bir devamı niteliğinde. Başkan, 2020'de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'ye yönelik suikast emrini vermiş, Tahran misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine füze saldırıları düzenlemişti. O dönemde de benzer şekilde Amerikan şehirlerinin hedef alınabileceği yönünde endişeler dile getirilmişti. Şimdi ise Trump'ın doğrudan şehir ismi vererek tehdit algısını artırması, savunma çevrelerinde rahatsızlık yarattı.
Uzmanlar, Trump'ın açıklamalarının olası bir çatışmada caydırıcılık mesajı olarak yorumlanabileceğini, ancak üslubunun müttefikler nezdinde güven erozyonuna yol açtığını belirtiyor. Eski Savunma Bakanı Yardımcısı Michael Mulroy, "Bir başkanın kendi şehirlerini feda edilebilir göstermesi, İran'a karşı psikolojik savaşta beklenmedik bir zayıflık işaretidir" değerlendirmesini yaptı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile ABD arasındaki gerilim, son aylarda nükleer program ve bölgesel milis gruplar üzerinden yeniden tırmanmış durumda. Tahran yönetimi, Trump'ın sözlerine henüz resmi bir yanıt vermedi; ancak İran Devrim Muhafızları'na yakın kaynaklar, açıklamayı "küstahça bir tehdit" olarak nitelendirdi. Bölgede İsrail, Suudi Arabistan ve BAE gibi aktörler, olası bir ABD-İran çatışmasının enerji arz güvenliğini ve deniz ticaretini olumsuz etkileyeceğinden endişeli.
NATO içinde de farklı sesler yükseliyor. Avrupalı müttefikler, Washington'un İran'a yönelik tek taraflı askeri eylemlerinin ittifakı bölünmeye sürükleyebileceğini belirtiyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Diplomasiye alan açılması çağrımızı yineliyoruz" dedi. Öte yandan, Basra Körfezi'nde ABD donanmasının varlığı ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleri, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oluyor.
Askeri analistler, Trump'ın açıklamalarının gerçek bir operasyon planından ziyade iç siyasete yönelik bir hamle olabileceğini, seçim öncesi sert duruş sergileme çabası olarak görülebileceğini belirtiyor. Ancak bu tür söylemlerin İran'ın nükleer müzakerelerden çekilmesine ve bölgesel vekil savaşlarının şiddetlenmesine yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşmakta ve enerji ithalatında İran doğalgazına bağımlı. Olası bir çatışma, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırarak Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, İncirlik ve Kürecik gibi kritik üslerin ABD tarafından kullanılması, Ankara'yı ister istemez denklemin içine çekebilir. Türkiye'nin denge politikası, İran ile Batı arasındaki krizde arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara'nın diplomatik kanalları açık tutması ve bölgesel istikrar için inisiyatif alması kritik önemde.