ABD, onlarca yıldır Çin'in stratejik yükselişini dizginlemeye çalışıyor. Ancak Ortadoğu'da uygulanan yaptırımlar ve İran'a karşı yürütülen savaş, Pekin'in bölgedeki nüfuzunu sınırlamak için inşa edilen az sayıdaki varlıktan birini şu anda adeta söküp atıyor. İran'ın Çabahar limanı, Hindistan'ın güçlü desteğini almıştı. Bu destek, limanın Afganistan ve Orta Asya'ya açılan bir ticaret kapısı olarak geliştirilmesini öngörüyordu. Fakat Washington'un Tahran'a yönelik ekonomik ablukası ve artan askeri gerilim, bu stratejik koridorun geleceğini tehdit ediyor. Bu durum, ABD'nin uzun vadeli hesaplarını altüst ediyor.
Çabahar Limanı: Çin'in Kuşak ve Yol Projesi'ne Alternatif
Çabahar Limanı, İran'ın güneydoğusunda, Umman Körfezi kıyısında yer alıyor. Hindistan, bu limanı geliştirmek için 2016 yılında İran ile anlaşma imzaladı. New Delhi yönetimi, Çabahar'ı, Pakistan üzerinden kara bağlantısı olmayan Afganistan ve Orta Asya pazarlarına erişim sağlayan bir ticaret merkezi olarak görüyor. Aynı zamanda bu liman, Çin'in devasa altyapı projesi Kuşak ve Yol Girişimi'nin (BRI) önemli bir bileşeni olan Pakistan'daki Gwadar Limanı'na doğrudan bir alternatif olarak konumlandırılıyor. Hindistan, Çabahar üzerinden hem ekonomik çıkarlarını korumayı hem de bölgede Çin'in artan etkisine karşı bir denge unsuru oluşturmayı hedefliyor.
Ancak ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar, bu projeyi ciddi şekilde sekteye uğrattı. Hindistan, yaptırım korkusuyla Çabahar'daki yatırımlarını yavaşlattı. Özellikle 2018'de ABD'nin İran nükleer anlaşmasından tek taraflı çekilmesi ve ardından gelen yaptırım dalgaları, limanın modernizasyon çalışmalarını durma noktasına getirdi. ABD'nin baskısı, Hindistan'ın bu stratejik hamlesini fiilen felç etmiş durumda. Bu da Çin'in bölgedeki nüfuzunu artırmasına zemin hazırlıyor.
İran Savaşı ve Stratejik Kayıplar
Son dönemde İsrail ile İran arasında artan gerilim ve ABD'nin Tahran'a yönelik açık askeri tehditleri, bölgedeki tüm hesapları değiştirdi. İran'a yönelik olası bir askeri harekat, Çabahar Limanı'nı doğrudan hedef alabilecek bir konumda. Bu durum, Hindistan'ın ve diğer bölge ülkelerinin bu ticaret koridoruna olan güvenini daha da azaltıyor. ABD'nin İran'a yönelik politikaları, kendi müttefiki olan Hindistan'ın stratejik çıkarlarıyla çelişiyor. Washington, bir yandan Çin'in yükselişini dengelemek için Hindistan'a bel bağlarken, diğer yandan İran'a uyguladığı baskıyla Hindistan'ın Çabahar projesini baltalıyor. Bu açmaz, ABD'nin Ortadoğu'daki politika tutarsızlığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik bu sert yaklaşımının, Çin'in bölgedeki konumunu güçlendirdiğini belirtiyor. Çin, İran ile 25 yıllık stratejik bir anlaşma imzalamış durumda ve İran'ın enerji sektörüne büyük yatırımlar yapıyor. ABD'nin baskısı arttıkça, İran'ın Çin'e olan bağımlılığı da artıyor. Bu durum, Çin'in Ortadoğu'daki nüfuzunu pekiştirirken, ABD ve müttefiklerinin bölgedeki etkinliğini zayıflatıyor. Dolayısıyla Trump yönetiminin İran politikası, ABD'nin kendi uzun vadeli çıkarlarına zarar veren bir "kendi kalesine gol" niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel ve küresel stratejik hesaplarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile derin ekonomik ve enerji bağlarına sahip. ABD'nin İran'a yönelik baskıları, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve komşusuyla olan ticari ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Çin'in artan nüfuzu, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'daki geleneksel etki alanına yeni bir meydan okuma anlamına geliyor. Türkiye, kendi ticaret yollarını (örneğin Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve Kalkınma Yolu Projesi) geliştirerek Çin'in Kuşak ve Yol projesine alternatif oluşturmaya çalışıyor. Bu süreçte ABD'nin İran politikasının yarattığı istikrarsızlık, Türkiye'nin bu projelerinin önündeki en büyük risklerden biri olarak öne çıkıyor. Ankara, bu nedenle Tahran'la diyaloğunu sürdürürken, bölgesel dengeyi gözeten bir politika izlemek zorunda.