Eski ABD Başkanı Donald Trump, selefi Barack Obama'nın İran'la imzaladığı nükleer anlaşmayı 'berbat' olarak nitelendirirken, kendisinin bu konuda daha iyi bir sonuç alabileceği yönündeki iddiaları şüpheyle karşılanıyor. Trump, kendini 'müzakere ustası' olarak tanımlasa da, İran'la yeni bir anlaşma yapma olasılığının düşük olduğu belirtiliyor. Andrew Feinberg'in analizine göre, ABD'nin İran politikasında belirsizlik devam ediyor.
Obama Dönemi Anlaşması ve Trump'ın Eleştirileri
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), İran'ın nükleer programını sınırlandırmayı ve uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump, bu anlaşmayı 'felaket' olarak nitelendirerek 2018'de ABD'yi anlaşmadan çekti ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koydu. Ancak bu adım, İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasına ve uranyum zenginleştirme seviyelerini artırmasına yol açtı. Trump'ın kendisinin daha iyi bir anlaşma yapabileceği iddiası, uzmanlar tarafından gerçekçi bulunmuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran nükleer anlaşması, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini ve küresel nükleer silahlanma riskini etkiliyor. Anlaşmanın çökmesi, İran'ın nükleer programını denetimsiz bir şekilde ilerletmesine neden olurken, bölge ülkeleri (Suudi Arabistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri) için güvenlik tehdidi oluşturuyor. Ayrıca, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörler, anlaşmayı kurtarmak için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Trump'ın yeniden başkan olması halinde izleyeceği politika belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması nedeniyle nükleer anlaşmanın akıbetinden doğrudan etkileniyor. Anlaşmanın bozulması, İran'ın nükleer silah kapasitesini artırabilir ve bu da bölgede silahlanma yarışını tetikleyebilir. Türkiye, nükleer silahsızlanma ve barışçıl diplomasiyi desteklerken, ABD-İran geriliminin artması, enerji güvenliği ve ticaret açısından risk oluşturuyor. Türk dış politikası, bu bağlamda dengeli bir pozisyon alarak hem Batı ittifakını hem de bölgesel istikrarı korumaya çalışıyor.