ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü Paris'te gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile imzalanacak mutabakat zaptının (MOU) ardından başlayacak 60 günlük müzakere sürecinin nihai bir anlaşmaya varmak için sert bir son tarih olmadığını söyledi. Trump, 'Hayır, öyle düşünmüyorum. Daha uzun sürebilir' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD-İran arasındaki diplomatik temasların hız kazandığı bir dönemde geldi. İki ülke yetkilileri, uzun süredir devam eden nükleer program ve bölgesel gerginlikler konusunda bir anlaşmaya varma çabalarını sürdürüyor.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu yorumu, Beyaz Saray'ın İran ile müzakerelerde bir mutabakat zaptı üzerinde çalıştığı haberlerinin ardından geldi. Anlaşmaya yakın kaynaklar, belgenin önümüzdeki haftalarda imzalanabileceğini belirtiyor. MOU, tarafların müzakere çerçevesini belirleyecek ve bazı ön koşulları içerecek. Trump'ın 60 günlük sürenin esnetilebileceğini ima etmesi, müzakerelerin karmaşıklığına işaret ediyor. İran'ın nükleer faaliyetleri, balistik füze programı ve bölgesel politikaları gibi konuların masada olduğu düşünülüyor.
ABD yönetimi, İran'ın nükleer anlaşmaya dönmesi ve bölgesel istikrarsızlıkları sona erdirmesi karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öneriyor. Ancak İran tarafı, tüm yaptırımların kaldırılması ve ABD'nin anlaşmaya bağlılığının garanti altına alınması konusunda ısrarcı. Trump'ın 'daha uzun sürebilir' ifadesi, taraflar arasında önemli farklılıklar olduğunu ve müzakerelerin aylar sürebileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile müzakereler, sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyecek bir süreç. İsrail ve Suudi Arabistan gibi ABD müttefikleri, İran'ın nükleer programının durdurulmasını talep ederken, ılımlı bir anlaşmanın bölgesel gerginlikleri azaltabileceğini düşünüyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının küresel enerji piyasalarını etkileyebileceğini değerlendiriyor. Avrupa Birliği ise tarafları diyaloğa teşvik ederek, anlaşmanın uluslararası hukuk çerçevesinde olmasını savunuyor.
ABD'de ise konu iç siyasetin de odağında. Trump yönetimi, İran ile anlaşmayı dış politika başarısı olarak sunmaya çalışırken, muhafazakâr kanat anlaşmanın İran'ı ödüllendireceği eleştirisini yapıyor. 2024 seçimlerine yaklaşırken, başkanın bu konudaki tutumu seçmen nezdinde belirleyici olabilir. 60 günlük sürenin esnetilmesi, Trump'ın müzakere sürecine esneklik kazandırma arzusunu gösteriyor ancak aynı zamanda belirsizliği de artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki müzakereleri yakından izliyor. İki ülke arasında bir anlaşma, bölgesel istikrar açısından olumlu olsa da, Türkiye'nin enerji ithalatı ve komşusu İran ile ticareti üzerinde etkili olabilir. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran ile doğalgaz ve petrol ticaretini kolaylaştırabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırması halinde, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çelişebilir. Ayrıca, ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin NATO ile ilişkilerinde de yeni bir denge unsuru oluşturabilir. Ankara, bu süreçte kendi çıkarlarını koruyacak bir diplomatik pozisyon benimsemeye çalışıyor.