ABD Başkanı Donald Trump, İran ile nükleer anlaşmaya varılması durumunda İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile yüz yüze görüşmeye açık olduğunu açıkladı. Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, 'Bir anlaşma yapıp yapamayacağımızı görmek isterim, ancak bir anlaşma yaparsak, onunla görüşmem mümkün olabilir' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD ile İran arasında Umman'ın arabuluculuğunda süren dolaylı nükleer müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın bu çıkışı, görevdeki ilk döneminde İran'a karşı 'maksimum baskı' politikası izleyen ve 2020'de Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldüren başkanın ikinci döneminde diplomasiye kapı araladığına işaret ediyor. Trump, Ocak 2025'te göreve başlamasından bu yana İran ile doğrudan müzakerelere sıcak bakmadığını belirtmiş, ancak Umman aracılığıyla yürütülen görüşmelere yeşil ışık yakmıştı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise daha önce yaptığı açıklamada, müzakerelerin 'zorlu ve kapsamlı' olduğunu ancak ilerleme kaydedildiğini söylemişti. Uzmanlar, Trump'ın Hamaney ile görüşme olasılığını gündeme getirmesinin, başkanın ikinci döneminde dış politikada daha pragmatik bir çizgiye yöneldiğinin göstergesi olarak yorumluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu açıklaması, Orta Doğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İran ile ABD arasında olası bir anlaşma, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel aktörlerin tepkisine yol açabilir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran'ın nükleer programına karşı askeri seçenek de dahil olmak üzere her türlü önlemi desteklediğini açıklamıştı. Suudi Arabistan ise İran ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde ABD'nin garantilerini önemsiyor. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi küresel güçler de İran dosyasını yakından takip ediyor. Moskova, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi durumunda kendisinin de enerji ve silah satışlarında kazançlı çıkabileceğini hesaplıyor. Analistler, Trump'ın Hamaney ile doğrudan bir görüşmesinin İslam Cumhuriyeti'nin meşruiyetini pekiştireceğini ve bölgedeki Şii milis grupları üzerindeki etkisini artırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu gelişme, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, İran ile Irak ve Suriye'deki nüfuz mücadelesi sürerken, ticari ilişkilerde doğalgaz ve petrol ithalatı nedeniyle Tahran'a bağımlı. Olası bir ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'dan yaptığı doğalgaz alımlarında yaptırım riskini azaltabilir. Ancak anlaşma sağlanamaması durumunda, bölgede tırmanacak gerilim Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarlarını doğrudan tehdit edebilir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem de Tahran ile diplomatik kanallarını açık tutarak, olası bir anlaşmanın bölgesel istikrarı desteklemesini bekliyor.