İsrail güçleri, Hamas'ın silah bırakma anlaşmasını kabul etmesine rağmen Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını sürdürüyor. Gazze'deki sağlık yetkilileri, son 24 saat içinde düzenlenen İsrail saldırılarında en az 18 Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ekim ayında ateşkesin kabul edilmesinden bu yana geçen sürede İsrail'in saldırılarında ölen Filistinlilerin sayısı en az 1.230'a yükseldi. Bu durum, ateşkes anlaşmasının ne kadar kırılgan olduğunu ve bölgedeki insani krizin derinleştiğini gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hamas, Ekim ayında ateşkes anlaşmasını kabul ettiğini açıklamış ve silahsızlanma konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu. Ancak İsrail, anlaşmanın uygulanmasına yönelik somut adımlar atmadığı gerekçesiyle saldırılarına devam ediyor. Gazze'deki sağlık yetkilileri, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 1.230'dan fazla Filistinlinin İsrail saldırılarında öldüğünü, binlerce kişinin de yaralandığını belirtiyor. Ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunması, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Son saldırılar, Gazze'nin güneyindeki Refah kenti ile orta kesimlerdeki mülteci kamplarına odaklanmış durumda. İsrail ordusu, hedeflerin Hamas militanlarına ait olduğunu ve sivillerin zarar görmemesi için azami özen gösterildiğini iddia ediyor. Ancak sahadaki tanıklar, saldırıların sivil yerleşim yerlerini hedef aldığını ve çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini aktarıyor. Gazze'deki hastaneler, yaralı sayısındaki artış nedeniyle kapasite sınırına dayanmış durumda; temel tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor.
Ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana taraflar arasında birçok kez karşılıklı suçlamalar yaşanmıştı. Hamas, İsrail'in anlaşmaya uymadığını ve saldırıları durdurmadığını öne sürerken, İsrail hükümeti ulusal güvenliği gerekçe göstererek operasyonların süreceğini belirtiyor. Bu anlaşmazlık, bölgede kalıcı bir barışın ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'de yaşanan bu gelişmeler, Orta Doğu'daki istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor. İsrail'in saldırıları, komşu ülkelerdeki hükümetler tarafından da yakından takip ediliyor. Mısır ve Katar, taraflar arasında arabuluculuk çabalarına devam ederken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri İsrail'i ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. Ancak İsrail'in en önemli müttefiki olan ABD, bu konuda İsrail'e yönelik açık bir eleştiri getirmekten kaçınıyor ve operasyonların meşru olduğunu savunuyor.
Bölge ülkeleri, Gazze'deki durumun yeni bir göç dalgasına neden olabileceği konusunda endişe duyuyor. Birleşmiş Milletler'e göre, Gazze nüfusunun yüzde 90'ından fazlası yerinden edilmiş durumda ve insani yardıma muhtaç. İsrail'in uyguladığı abluka, temel gıda, su ve elektrik sıkıntısını had safhaya çıkarıyor. Bu krizin bölgesel bir savaş riskini artırdığı da değerlendiriliyor. Hizbullah'ın kuzey sınırında gerginliği sürdürmesi ve İran'ın bu süreçteki tutumu, daha geniş bir çatışmanın tetikleyicisi olabileceği yönünde endişeleri güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de artan şiddet, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, Hamas'ın silah bırakma anlaşmasına verdiği desteği açıklamış ve iki devletli çözümü savunuyor. Ancak bu gelişmeler, bölgedeki istikrarı tehdit ettiği için Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve bölgesel nüfuzu, Gazze'deki istikrarsızlıktan olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve insani yardımları, bu krizde önemli bir rol oynuyor. Ancak kalıcı barışın sağlanamaması, Türkiye'nin bölgesel politikalarını da zorlayacaktır.