ABD Başkanı Donald Trump, 19 Eylül 2024 tarihinde Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile görüşme olasılığına yeşil ışık yaktı. Trump, “Eğer bir anlaşma yapılırsa onunla görüşmekten onur duyarım” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran'ın uranyum zenginleştirme programına ilişkin uluslararası endişelerin tırmandığı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun New York'ta toplanmaya hazırlandığı bir dönemde geldi. Trump, görüşme talebinin İran tarafından gelmesi halinde kabul edebileceğini ima ederken, “Şu anda bir toplantı planlamıyorum, ancak kapı tamamen kapalı değil” diye konuştu.
İran ile Nükleer Görüşmelerde Yeni Dönem mi?
Trump'ın bu sözleri, İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik uluslararası baskının arttığı bir döneme denk geldi. ABD, İran'ın yüzde 60'a varan uranyum zenginleştirme seviyelerini “kabul edilemez” olarak nitelendiriyor ve Tahran'ı müzakere masasına dönmeye çağırıyor. Trump yönetimi, İran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürürken, başkanın bu çıkışı, diplomatik bir açılım arayışı olarak yorumlanıyor. Beyaz Saray Sözcüsü daha sonra yaptığı açıklamada, başkanın herhangi bir ön koşul olmaksızın doğrudan görüşmeye hazır olduğunu teyit etti.
Analistlere göre Trump'ın bu hamlesi, İran'ın Şam'daki büyükelçiliğine yapılan saldırı sonrasında yaşanan gerilim döngüsünü kırmayı hedefliyor olabilir. Öte yandan İran cephesi henüz resmi bir yanıt vermedi. Devrim Muhafızları'na yakın kaynaklar ise Trump'ın güvenilmez olduğu gerekçesiyle bu tür bir görüşmeye şüpheyle yaklaşıyor.
Bölgesel Yansımalar ve Küresel Etkiler
Trump-Hamaney olası görüşmesi, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilecek potansiyele sahip. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer programına karşı sert tutumlarıyla bilinirken, Trump'ın yumuşama sinyali bu ülkelerde rahatsızlık yaratabilir. Özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran'la “kötü bir anlaşma” yapılmasına karşı çıktığını defalarca dile getirmişti.
Öte yandan Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, Trump'ın bu açıklamasını temkinli bir iyimserlikle karşıladı. AB Dış İlişkiler Sorumlusu Josep Borrell, “Müzakerelere dönüş için her türlü fırsatı memnuniyetle karşılıyoruz” dedi. Rusya ve Çin ise ABD'nin İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlarını kaldırması halinde diyaloğun anlam kazanacağını vurguluyor. Petrol piyasaları ise bu habere temkinli tepki verdi; Brent petrol fiyatları yüzde 1,5 oranında geriledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 535 km'lik kara sınırını paylaşan ve enerji ithalatının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılayan bir komşu olarak, ABD-İran ilişkilerindeki her türlü yumuşamadan doğrudan etkilenir. Trump'ın görüşme sinyali, Ankara'nın uzun süredir savunduğu “diyalog ve diplomasi” yaklaşımına paralel bir gelişme olarak okunabilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi durumunda, doğalgaz ve petrol ticaretinde daha esnek bir alan bulabilir. Ayrıca Suriye ve Irak'taki istikrarsızlıkla mücadelede Tahran'la iş birliği yapmak zorunda olan Türkiye, bu açılımın bölgesel gerilimi azaltmasını umuyor. Ancak Ankara, İran'ın nükleer programının barışçıl olması gerektiği konusundaki tutumunu koruyor ve bu görüşmenin somut sonuçlarını dikkatle takip ediyor.