ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakerelerde atılan son adımla birlikte kendi yönetimindeki şahin kanat ile seçmen tabanı arasında sıkışmış durumda. Geçtiğimiz hafta ABD'li ve İranlı müzakereciler, çatışmalardaki ateşkesi 60 gün uzatacak ve Tahran'ın nükleer programına ilişkin yeni bir müzakere turu başlatacak geçici bir anlaşmaya vardı. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Trump'ın onayı gerekiyor.
Anlaşmanın perde arkası
Görüşmeler, Umman'ın arabuluculuğunda gerçekleşti ve taraflar yaklaşık bir haftadır masadaydı. Geçici anlaşma, mevcut gerilimi düşürmeyi ve müzakerelere devam etmeyi öngörüyor. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede sınırlamayı kabul ederken, ABD de bazı yaptırımları geçici olarak hafifletme taahhüdünde bulundu. Ancak anlaşma, özellikle Trump'ın yakın çevresindeki İran karşıtı şahinler tarafından sert bir dille eleştirildi.
Beyaz Saray'da iki kamp arasında giderek derinleşen görüş ayrılığı, Trump'ın kararını zorlaştırıyor. Bir tarafta Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı gibi isimlerin de dahil olduğu şahin kanat, anlaşmayı "Tahran'a verilen bir ödün" olarak nitelerken; diğer tarafta seçim vaatleri arasında Ortadoğu'dan çekilmeyi sayan Trump'ın kendi tabanı, savaş riskini istemiyor. Anlaşmanın onaylanması halinde, Trump'ın 2024 seçimleri öncesinde hem savaş karşıtı seçmeni memnun etmesi hem de İran konusunda sert duruş sergilemesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Anlaşmanın Ortadoğu'da dengeleri değiştirmesi bekleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programının sınırlandırılmasından yana olsa da, yaptırımların hafifletilmesiyle Tahran'ın bölgedeki nüfuzunun artmasından endişe ediyor. İsrail ise anlaşmayı 'tehlikeli bir taviz' olarak nitelendirerek, ABD'ye sert uyarılarda bulundu.
Küresel ölçekte, bu anlaşma ABD'nin Ortadoğu'daki angajmanının geleceği açısından kritik bir test niteliği taşıyor. Trump'ın 'Amerika Birinci' politikası çerçevesinde bölgeden askeri olarak çekilme isteği, İran gibi aktörlerle diplomasiyi zorunlu kılıyor. Ancak bu durum, ABD'nin geleneksel müttefikleri arasında güven bunalımına yol açıyor. Anlaşmanın önümüzdeki günlerde Trump tarafından onaylanıp onaylanmayacağı, hem ABD iç siyaseti hem de bölgesel istikrar açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle anlaşmanın sonuçlarından doğrudan etkilenecek. Geçici ateşkes ve yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye-İran ticaretini canlandırabilir ve enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak anlaşmanın kalıcı olmaması halinde, bölgede yeni bir çatışma riski Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, bir yandan İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan ABD ile ittifakını dengelemek zorunda. Bu nedenle Türkiye, anlaşmanın kapsayıcı ve sürdürülebilir olması için diplomatik girişimlerde bulunabilir.