ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik politikası, 2024 seçimlerine yaklaşırken belirsizliğini koruyor. The Atlantic dergisinde yayımlanan bir analize göre, Trump yönetimi İran dosyasını bir sonraki yönetime devredebilir ve olası bir başarısızlığın faturasını da halefine çıkarabilir. Bu senaryo, Tahran ile Washington arasındaki gerginliğin uzun süre dondurulmuş bir çatışmaya dönüşebileceğine işaret ediyor.
İran Dosyasının Arka Planı
Trump, 2018'de ABD'yi İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekmiş ve "maksimum baskı" politikasını başlatmıştı. Yaptırımlar İran ekonomisini ağır şekilde vursa da Tahran'ın nükleer programını durdurmadı; aksine uranyum zenginleştirme oranı %60'a kadar çıktı. 2020'de Kasım Süleymani suikastı sonrası iki ülke savaşın eşiğine geldi; İran, Irak'taki ABD üslerine füze attı. Biden döneminde müzakereler yeniden başlasa da anlaşma sağlanamadı. Şimdi Trump'ın ikinci dönemi, İran ile yeni bir nükleer anlaşma mı yoksa rejim değişikliği mi hedefleyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Beyaz Saray'da İran stratejisi konusunda iki farklı yaklaşım öne çıkıyor: Bir grup, askeri seçeneklerin masada tutulmasını ve İsrail ile ortak operasyonların değerlendirilmesini savunurken; diğer grup, ekonomik baskıyı artırıp halk isyanını teşvik ederek rejimin çökertilmesini öneriyor. Ancak her iki senaryo da yüksek maliyet ve bölgesel istikrarsızlık riski taşıyor. Trump'ın önceliği ise İran'ı bir iç siyaset malzemesi olarak kullanmak gibi görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran, Ortadoğu'da vekil güçleri aracılığıyla geniş bir etki alanına sahip: Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve Filistin'deki gruplar üzerinden ABD ve müttefiklerine meydan okuyor. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini "varoluşsal tehdit" olarak görüyor ve askeri müdahale için hazırlık yapıyor. Suudi Arabistan ve BAE ise olası bir İran-İsrail çatışmasında tarafsız kalmayı tercih edebilir. Çin ve Rusya, İran ile enerji ve savunma işbirliğini derinleştirerek ABD yaptırımlarını deliyor. Avrupa ülkeleri ise diplomasi kanalını açık tutmaya çalışıyor ancak etkileri sınırlı.
Trump'ın İran'ı halefine bırakma ihtimali, ABD'nin küresel liderlik iddiasını da zayıflatıyor. Müttefikler, Washington'ın kararlılığını sorgularken; rakipler, ABD'nin bölgeden çekilebileceği hesabını yapıyor. Bu belirsizlik, nükleer yayılma riskini artırıyor ve bölgesel silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki istikrarsızlık ve ABD'nin belirsiz politikası Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile 560 km sınırı paylaşıyor; olası bir savaş veya rejim değişikliği mülteci akını, enerji kesintisi ve PKK/YPG gibi aktörlerin güçlenmesi riskini doğurur. Öte yandan ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları Türkiye'nin enerji ithalatını zorlaştırıyor; Türkiye, İran gazına bağımlı. Ankara, hem Batı ile ilişkilerini hem de İran ile komşuluk dengelerini korumak zorunda. Olası bir İsrail-İran çatışması, Türkiye'nin güneyinde yeni bir cephe açılması anlamına gelir ve savunma planlamasını acil hale getirir.