Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın İran için önerdiği 300 milyar dolarlık yeniden yapılandırma fonunun kim tarafından finanse edileceği henüz netlik kazanmış değil. Trump, seçim kampanyası sırasında İran'la nükleer anlaşmaya varılması halinde bu büyüklükte bir fon oluşturulacağını vaat etmişti. Ancak eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, bu yaklaşımı "tamamen yeni" ve belirsizliklerle dolu bir girişim olarak tanımladı. Fonun kaynağına ilişkin sorular gündemdeki yerini korurken, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası kamuoyunda tartışma yaratmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, başkanlık döneminde İran'a yönelik "azami baskı" politikası izlemiş ve 2015 tarihli nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmişti. Bu politikalar İran ekonomisini derinden etkilemiş, enflasyon ve işsizlik oranlarını artırmıştı. Trump'ın yeni önerisi, İran'la kapsamlı bir anlaşma yapılması halinde, ülkenin altyapısını yeniden inşa etmek için 300 milyar dolarlık bir fon oluşturulmasını içeriyor. Ancak bu rakamın nereden geleceği, hangi ülkelerin katkıda bulunacağı ve fonun nasıl yönetileceği gibi kritik sorular yanıt bekliyor.
ABD'li yetkililer, fonun büyük ölçüde Körfez ülkeleri ve Avrupalı müttefikler tarafından desteklenebileceğini ima etse de, bu ülkelerden henüz resmi bir taahhüt gelmiş değil. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'la rekabet halindeki ülkelerin, rakibinin imarına kaynak ayırmaya sıcak bakmadığı belirtiliyor. Avrupa Birliği ise JCPOA'yı canlandırma çabalarına devam ederken, Trump'ın bu yeni ve oldukça yüksek maliyetli planına temkinli yaklaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu öneri, İran'ın bölgesel nüfuzunu yeniden canlandırabileceği endişelerini beraberinde getiriyor. İsrail, fonun İran'ın nükleer programına veya balistik füze çalışmalarına kaynak sağlamaması için sıkı denetim talep ediyor. Ayrıca, fonun İran'ın Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçlerine desteğinin sona erdirilmesi gibi koşullara bağlanması gerektiği belirtiliyor. Analistler, bu tür şartlar olmadan fonun yalnızca İran'ın bölgesel yayılmacılığını finanse edeceğini savunuyor.
Küresel ölçekte ise bu girişim, ABD'nin uluslararası taahhütleri konusundaki güvenilirliğini tekrar sorgulamaya açıyor. Trump'ın tek taraflı çekilmesiyle sarsılan itibar, bu kez de böylesine büyük bir fon vaadiyle sınanıyor. Çin ve Rusya, Trump'ın bu hamlesini "yeni bir hegemonya aracı" olarak nitelendirirken, BM'nin yaptırım rejimini delme potansiyeline dikkat çekiyor. İran yönetimi ise, Trump'ın önerisine şüpheyle yaklaşıyor ve geçmiş politikaları nedeniyle güvenilir bir ortak olmadığını ima ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la derin ekonomik ve enerji bağlarına sahip bir komşu ülke olarak, bu fonun akıbetini yakından izlemektedir. 300 milyar dolarlık bir yeniden yapılandırma, İran ekonomisini canlandırabilir ve Türkiye ile ticari ilişkileri olumlu etkileyebilir. Ancak fonun, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırması durumunda, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çatışma potansiyeli bulunmaktadır. Ankara, ayrıca ABD ile İran arasındaki olası bir anlaşmanın, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesine ve bölgesel dengelerin değişmesine yol açacağını hesaba katmalıdır.