ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasında yeni bir dönemece giriliyor. Trump yönetimi, Tahran rejimini askeri güçle deviremeyeceğini anlamış görünüyor ve şimdi farklı bir yol deniyor: rejimi satın almak. Bu strateji değişikliği, özellikle nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesi olasılığını gündeme getiriyor. Peki bu hamle, Ortadoğu’daki güç dengelerini nasıl etkiler? İşte detaylar.
ABD’nin İran Stratejisinde Dönüşüm
2018’de Trump, Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmiş ve İran’a karşı ‘azami baskı’ politikasını başlatmıştı. Bu politika kapsamında İran’ın petrol ihracatı neredeyse sıfırlanmış, ülke ekonomisi ağır yaptırımlar altında ezilmişti. Ancak bu baskı İran’ın nükleer programını durdurmak bir yana, hızlandırdı. Bugün İran, yüzde 60’a varan uranyum zenginleştirme seviyesiyle silah yapımına çok yaklaşmış durumda.
Trump yönetimi şimdi, bu sarmalı kırmanın yolunun ekonomik teşviklerden geçtiğini düşünüyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, Beyaz Saray İran’a, nükleer programını sınırlaması ve bölgesel milis güçlerine verdiği desteği azaltması karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını önerecek. Bu, ABD’li yetkililerin ‘havuç ve sopa’ yaklaşımı olarak adlandırdığı stratejinin havuç kısmını oluşturuyor.
Ancak bu stratejinin başarılı olup olmayacağı tartışmalı. İran, yıllardır süren yaptırımların ardından ABD’ye güvenmiyor. Ayrıca, İran’da muhafazakarlar ve reformcular arasındaki güç mücadelesi, anlaşma şartlarını zorlaştırabilir. Tahran yönetimi, nükleer başarısını pazarlık kozu olarak kullanmakta kararlı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Trump’ın bu yeni girişimi, Ortadoğu’da İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere ABD’nin geleneksel müttefiklerini rahatsız ediyor. İsrail, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını kabul edilemez buluyor ve bu tür bir anlaşmanın İran’ın tehditlerini artıracağını savunuyor. Suudi Arabistan ise, İran’ın bölgesel nüfuzunun pekişmesinden endişe ediyor.
Küresel ölçekte, Rusya ve Çin’in İran’la yakınlaşması da ABD’nin elini zorlaştırıyor. Moskova ve Pekin, İran’a yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor ve nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasını destekliyor. Bu nedenle Trump’ın yeni hamlesi, ABD’nin bu iki ülkeyle rekabetinin de bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la derin ekonomik ve enerji bağlarına sahip. İran’a uygulanan yaptırımlar, Türkiye’nin enerji ithalatını ve sınır ticaretini olumsuz etkiliyor. Trump’ın yeni stratejisi, yaptırımların hafifletilmesi durumunda Türkiye’ye ekonomik anlamda nefes aldırabilir. Ayrıca, İran’la nükleer bir anlaşma, bölgede gerginliği azaltarak Türkiye’nin güvenlik kaygılarını da hafifletebilir. Ancak bu süreçte, Türkiye’nin ABD ile İran arasında bir denge politikası izlemesi ve kendi çıkarlarını ön planda tutması önemli. İran’ın bölgesel nüfuzu Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki politikalarıyla doğrudan ilgili olmasa da, olası bir anlaşma bölgesel dinamikleri yeniden şekillendirebilir.