ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma ve müzakereleri yeniden başlatma yönündeki son önerisini reddetti. Bloomberg News Orta Doğu muhabiri Dan Williams ve Bloomberg Intelligence kıdemli emtia stratejisti Mike McGlone, Bloomberg This Weekend programında konuyu değerlendirdi. Red kararı, bölgede devam eden çatışma ortamında enerji piyasalarında belirsizliği artırıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği en kritik deniz yollarından biri. İran'ın bu boğazı yeniden açma önerisi, son dönemde artan gerilim ve kesintilerin ardından geldi. Bloomberg Intelligence analisti Mike McGlone, programda boğazın kapanmasının petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu, ancak Trump'ın reddinin kısa vadeli belirsizliği sürdürdüğünü belirtti. Dan Williams ise İran'ın önerisinin müzakereleri canlandırma çabası olduğunu, ancak Washington'un askeri ve ekonomik baskı stratejisinden vazgeçmediğini aktardı.
Trump yönetimi, İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda taviz verme sinyali vermiyor. İran'ın önerisi, Katar ve Umman üzerinden iletilen mesajlarla iletildi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "İran'ın samimi adımlar atmadığı sürece masaya oturmayacağız" denildi. Uzmanlar, reddin arkasında İran'ın boğazı koz olarak kullanma girişiminin yattığını düşünüyor.
Piyasa etkisi: Brent petrol, haber sonrası varil başına 2 dolar artışla 92 dolara yükseldi. Altın ons fiyatı da güvenli liman talebiyle 2.400 doları aştı. McGlone, "Hürmüz riski fiyatlanmaya devam edecek. Trump'ın reddi, yakın vadede arz endişelerini canlı tutuyor" dedi. Ayrıca, ABD'nin stratejik petrol rezervlerini (SPR) artırması gündemde. Enerji analistleri, İran'ın ham petrol ihracatının günlük 1,5 milyon varil civarında olduğunu, bunun da küresel arzın yüzde 1,5'ine denk geldiğini hatırlatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak petrolünün ana çıkış noktası. Boğazın kapanması veya kesintiye uğraması, Asya ve Avrupa'daki rafinerileri doğrudan etkiler. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, İran petrolüne bağımlılıkları nedeniyle risk altında. ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, bölgedeki askeri varlığını artırmasını da beraberinde getirdi. Son haftalarda Basra Körfezi'nde ABD ve İran donanmaları arasında yaşanan gerginlikler, boğazın güvenliğini daha da kırılgan hale getirdi.
Diğer yandan, İran'ın boğazı açma önerisi, nükleer anlaşma müzakerelerini canlandırma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak Trump'ın reddi, diplomatik kanalların kapalı olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği ve BM, taraflara itidal çağrısı yaptı. Rusya ve Çin, ABD'nin tutumunu eleştirerek, yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunuyor. Bölgesel uzmanlar, Hürmüz'deki gerilimin küresel ekonomiye maliyetinin yıllık 500 milyar doları bulabileceğini tahmin ediyor.
Eğer boğaz tamamen kapanırsa, petrol fiyatlarının 120 doları aşabileceği öngörülüyor. Bu da küresel enflasyonu yükseltir ve merkez bankalarının faiz indirim planlarını geciktirebilir. Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamasında jeopolitik risklere dikkat çekmişti. Bloomberg Intelligence, senaryo analizinde, Hürmüz'deki kesintinin küresel büyümeyi 0,5 puan düşürebileceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomisi için doğrudan risk taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmını İran ve Basra Körfezi üzerinden karşılıyor. Boğazın kapanması veya kesintiye uğraması, enerji fiyatlarını artırarak cari açığı ve enflasyonu yükseltir. Ayrıca, İran ile ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolar civarında; yaptırımlar ve çatışma, bu ticareti olumsuz etkiler. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak bölgesel istikrarı teşvik etmeli ve enerji tedarikinde çeşitlendirmeye gitmeli. Uzun vadede, Hürmüz'e bağımlılığı azaltmak için alternatif güzergahlar ve yenilenebilir enerji yatırımları kritik önem taşıyor.