Küresel kredi piyasalarındaki derinleşen satış dalgası, gelişmekte olan ülke borçlarındaki etkileyici yükselişi sekteye uğratma tehdidi oluştururken, Aegon USA Investment Management'dan JPMorgan Asset Management'a kadar birçok gelişen piyasa yatırımcısı en riskli tahvil bahislerini azaltıyor. ABD Hazine tahvil faizlerinin hızla yükselmesi, yatırımcıları daha güvenli limanlara yönlendiriyor ve gelişen piyasa varlıklarına olan iştahı azaltıyor.
Yükselen ABD Faizleri ve Küresel Yansımaları
ABD 10 yıllık Hazine tahvil faizi son dönemde %5'e yaklaşarak 2007'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bu yükseliş, gelişen piyasa tahvillerinin cazibesini azaltıyor; çünkü yatırımcılar aynı getiriyi daha düşük riskle ABD'de elde edebiliyor. Özellikle yüksek getirili (high-yield) gelişen piyasa tahvilleri, bu ortamda satış baskısıyla karşı karşıya. JPMorgan Asset Management ve Aegon USA gibi büyük fon yöneticileri, portföylerinde risk iştahını düşürerek daha kaliteli varlıklara yöneliyor.
Gelişen piyasa borçları, 2023'ün büyük bölümünde güçlü bir performans sergilemişti. Yatırımcılar, enflasyonun zirve yaptığına dair işaretler ve Fed'in faiz artırımlarında sona yaklaştığı beklentisiyle bu varlıklara yönelmişti. Ancak son haftalarda ABD'de açıklanan güçlü ekonomik veriler ve Fed yetkililerinin 'daha uzun süre yüksek faiz' mesajları, bu iyimserliği bozdu. Küresel tahvil piyasalarında satış dalgası derinleşirken, gelişen piyasa tahvillerinin risk primleri (spread) genişliyor.
Gelişen Piyasalarda Borçlanma Maliyetleri Artıyor
ABD faizlerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelerin dış borçlanma maliyetlerini doğrudan artırıyor. Özellikle cari açığı yüksek, döviz rezervleri zayıf ve enflasyonu yüksek ülkeler için bu durum daha da kritik. Türkiye, Arjantin, Pakistan gibi ülkelerin eurobond faizleri son haftalarda belirgin şekilde yükseldi. Yatırımcılar, bu ülkelerin borçlarını çevirme kabiliyetini sorgulamaya başladı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, gelişen piyasalarda borç krizine karşı uyarılarda bulunuyor.
Öte yandan, gelişen piyasa merkez bankaları da zor bir denge ile karşı karşıya. Bir yandan enflasyonla mücadele için faizleri yüksek tutmaları gerekiyor, diğer yandan ekonomik büyümeyi desteklemek için faiz indirimine gitmek istiyorlar. ABD faizlerinin yükselmesi, bu ülkelerin para birimlerini de baskı altına alıyor; sermaye çıkışları yerel para birimlerinin değer kaybetmesine neden oluyor.
Yatırımcı Davranışı ve Piyasa Beklentileri
Bloomberg'in haberine göre, gelişen piyasa yatırımcıları özellikle yüksek getirili tahvillerde pozisyonlarını azaltıyor. Aegon USA Investment Management'ın gelişen piyasa borç birimi yöneticisi, 'Riskli varlıklardan uzaklaşıyoruz, önceliğimiz sermayeyi korumak' dedi. Benzer şekilde JPMorgan Asset Management da portföyünü daha savunmacı bir çizgiye çekti. Bu eğilim, gelişen piyasa tahvil fonlarından çıkışları hızlandırabilir.
Analistler, gelişen piyasa tahvillerindeki satışın bir süre daha devam edebileceğini belirtiyor. Ancak bazı uzmanlar, bu düzeltmenin uzun vadeli yatırımcılar için fırsat yaratabileceğini savunuyor. Gelişen piyasa ekonomilerinin temellerinin geçmiş krizlere göre daha sağlam olduğu, enflasyonun kontrol altına alındığı ve cari açıkların azaldığı ifade ediliyor. Yine de ABD faizlerinin seyri, önümüzdeki dönemde gelişen piyasa varlıklarının kaderini belirleyecek en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş ve küresel risk iştahındaki azalma, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkeler için önemli riskler barındırıyor. Türkiye'nin yüksek cari açığı ve döviz borcu, küresel finansal koşullardaki sıkılaşmaya karşı kırılganlığı artırıyor. Yabancı yatırımcıların gelişen piyasa tahvillerinden çekilmesi, Türkiye'nin eurobond faizlerini yükseltebilir ve borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ayrıca TL üzerindeki baskı artabilir, bu da enflasyon ve ithalat maliyetleri üzerinden iç ekonomiye yansır. Türkiye'nin bu dönemde makroekonomik istikrarı koruması ve yapısal reformları hızlandırması, dış şoklara karşı direncini artıracaktır. Merkez Bankası'nın faiz politikası ve rezerv yönetimi kritik önem taşıyor.