King's College London Misafir Araştırmacısı Lindsay Newman, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile devam eden nükleer anlaşmazlık nedeniyle 'tükenmiş' durumda olduğunu öne sürdü. Newman, Bloomberg Television'da Francine Lacqua ile 19 Haziran 2026'da yaptığı söyleşide, Trump yönetiminin İran'la müzakerelerde isteksiz ve yorgun bir pozisyona geldiğini, bunun da anlaşma sağlama şansını azalttığını ifade etti. Newman'a göre Beyaz Saray, İran'ın nükleer programına ilişkin uzun süredir devam eden krize çözüm bulmak için diplomatik yolları zorlasa da, iç siyasi baskılar ve Trump'ın kişisel motivasyon eksikliği süreci tıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Newman, Trump'ın ilk döneminden itibaren İran'a karşı 'maksimum baskı' politikası izlediğini ancak 2023-2026 yılları arasında bu politikada önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) 2018'de çekilen Trump yönetimi, 2023'te dolaylı müzakerelere yeniden başlamıştı. Ancak Newman, geçen üç yılda taraflar arasında somut bir ilerleme kaydedilemediğini vurguladı. Özellikle 2025 sonrası İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarması ve uluslararası denetçileri kısmen engellemesi, Washington'da hayal kırıklığını artırdı. Newman, "Başkan Trump, İran dosyasını kapatmak istiyor ancak kendi yönetimi içinde bile net bir strateji yok. Bu durum müzakere ekibini tüketti" dedi. Ayrıca, Orta Doğu'da İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi ve Suudi Arabistan'ın nükleer enerji talepleri gibi faktörlerin İran dosyasını daha karmaşık hale getirdiğini ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Newman'ın değerlendirmeleri, İran'ın nükleer programına ilişkin küresel endişelerin arttığı bir döneme denk geliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) son raporunda İran'ın yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum stokunu artırdığını ve askeri düzeydeki yüzde 90 seviyesine ulaşması için teknik olarak sadece birkaç hafta gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği ve Rusya'nın arabuluculuk çabalarına rağmen, Washington ve Tahran arasındaki güven eksikliği en büyük engel. Newman'a göre Trump'ın tükenmişliği, İran'a daha fazla taviz verme veya sert yaptırımlarla baskıyı artırma arasında bir kararsızlık yaratıyor. Bunun bölgesel sonuçları arasında Körfez ülkelerinin olası bir İran nükleer silahına karşı kendi savunma önlemlerini alması ve İsrail'in önleyici saldırı riskinin artması yer alıyor. Küresel ölçekte, İran krizi petrol piyasalarında belirsizliği beslerken, enerji fiyatlarını yukarı çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşmazlığındaki bu tıkanma, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, İran ve ABD'yle ayrı ayrı zorlu ilişkilere sahipken, krize taraf olmamaya çalışıyor. Trump yönetiminin tükenmişliği, İran'a yönelik yaptırımların daha da sıkılaşmasını engelleyebilir; bu da Türkiye'nin enerji ithalatında İran'a bağımlılığı açısından olumlu olabilir. Ancak belirsizliğin sürmesi, Türkiye'nin Orta Doğu'daki ticari ve diplomatik çıkarlarını riske atıyor. Ayrıca İran'ın nükleer silah sahibi olması, Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek ve bölgesel silahlanma yarışını tetikleyecektir. Ankara, bu krizde arabulucu rolü oynamak istese de, tarafların müzakere isteğinin azalması Türkiye'nin manevra alanını daraltıyor.