ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varılması muhtemel nihai bir nükleer anlaşmada Tahran yönetiminin deniz taşımacılığı veya transit geçiş ücreti talep etmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Trump, bu tür bir düzenlemenin diğer ülkeler için de emsal teşkil edeceğini ve küresel ticaret dengelerini değiştirecek bir “oyun kurucu” hamle olacağını söyledi. Beyaz Saray’da gazetecilere konuşan Trump, “Bunu onlar için yaparsanız, başka insanlar için de yapmak zorunda kalırsınız” diyerek, İran’a özel ayrıcalıklar tanınmasına karşı olduğunu vurguladı. Bu açıklama, ABD ile İran arasında süren nükleer müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde geldi.
Müzakerelerin son durumu ve arka planı
ABD ve İran arasında, İran’ın nükleer programının sınırlandırılması karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngören bir anlaşma için müzakereler aylardır devam ediyor. Heyetler, başta Umman olmak üzere çeşitli arabulucular aracılığıyla bir araya gelirken, anlaşmanın kapsamı ve koşulları üzerinde yoğun tartışmalar yaşanıyor. Trump yönetiminin çekirdek talepleri arasında İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulması ve balistik füze programının kontrol altına alınması yer alıyor. İran ise ekonomik yaptırımların kaldırılması ve petrol ihracatının artırılması gibi somut kazanımlar talep ediyor. Ancak Trump’ın son açıklamaları, özellikle İran’ın deniz yolları üzerinden ek gelir elde etme girişimlerinin, ABD için bir kırmızı çizgi olduğunu gösteriyor. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaparken, İran’ın bu su yolunda geçiş ücreti talep etmesi, küresel enerji fiyatları üzerinde doğrudan etki yaratabilir.
Uzmanlar, Trump’ın bu çıkışını, İran’a baskıyı artırma ve müzakerelerde elini güçlendirme stratejisi olarak yorumluyor. ABD, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek için “maksimum baskı” politikasını sürdürürken, aynı zamanda Tahran’ın bölgesel nüfuzunu sınırlamayı da hedefliyor. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan henüz resmi bir yanıt gelmezken, Tahran yönetimi daha önce deniz güvenliği ve geçiş hakları konusunda uluslararası hukuka vurgu yapmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Ticaret yolları ve enerji güvenliği
Trump’ın bu açıklaması, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasaları ve ticaret yollarını da etkileme potansiyeli taşıyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçiş güzergâhı olarak kritik öneme sahip. İran’ın bu boğazda geçiş ücreti talep etmesi, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Trump’ın “oyun kurucu” sözü, bu tür bir hamlenin sadece İran’ın lehine olmayacağını, aynı zamanda diğer ülkelerin de benzer taleplerde bulunmasına yol açarak deniz ticaretinin temel ilkelerini sarsacağını ima ediyor. ABD, uluslararası sularda serbest geçiş hakkını savunan bir politika izlerken, İran’ın bu tür bir talebi, ABD Donanması’nın bölgedeki varlığını ve askeri müdahale olasılığını artırabilir. Avrupa Birliği ve Asya ülkeleri de bu gelişmeyi yakından takip ediyor; çünkü boğazın tıkanması veya geçiş maliyetlerinin artması, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Özellikle Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler, alternatif rotalar aramak zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji güvenliği ve dış ticareti açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran’dan karşılamaktadır. Hürmüz Boğazı’nda olası bir geçiş ücreti uygulaması, Türkiye’ye ulaşan enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki enerji koridorları alternatif olarak öne çıkabilir. Ankara, uluslararası hukuk çerçevesinde serbest geçiş hakkını savunan bir pozisyon benimsemeli ve hem ABD hem de İran ile diplomatik kanalları açık tutarak olası bir krizden minimum etkilenmeyi hedeflemelidir.