ABD yönetimi, İran'a yönelik Hürmüz Boğazı çevresindeki hava saldırılarıyla Tahran rejimini yıpratmakta başarısız olurken, diplomatik cephede de kayda değer bir ilerleme sağlanamıyor. Uzmanlar, Başkan Donald Trump'ın elinde kalan dört ana seçeneği sıralıyor: büyük çaplı bir askeri harekâttan, yeniden masaya oturmaya kadar uzanan bu senaryoların her biri, bölgesel ve küresel dengeleri derinden etkileme potansiyeli taşıyor.
Trump'ın Dört Senaryosu
Washington merkezli düşünce kuruluşlarına göre, Trump'ın İran dosyasındaki ilk seçenek, mevcut ‘sınırlı saldırıları yoğunlaştırarak’ İran askeri altyapısına karşı daha kapsamlı bir harekât başlatmak. Ancak bu yol, hem bölgedeki ABD askerlerini riske atacak hem de petrol fiyatlarında patlamaya yol açabilecek bir bölgesel savaş riskini barındırıyor.
İkinci seçenek, İran ekonomisini tamamen çökertmek amacıyla ‘maksimum yaptırım’ politikasını daha da sertleştirerek petrol ihracatını sıfırlamak. Ne var ki Çin ve Türkiye gibi ülkelerin İran petrolüne bağımlılığı, bu stratejiyi uluslararası alanda yalnızlaştırıcı kılıyor.
Üçüncü bir yol ise diplomatik kanalları zorlamak: Avrupa Birliği veya Katar arabuluculuğunda yeni bir nükleer anlaşma çerçevesi oluşturmak. Ancak Tahran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarması, müzakereleri zora sokuyor.
Dördüncü ve son seçenek ise ‘bekle-gör’ politikası: Mevcut askeri ve ekonomik baskıyı sürdürerek İran'ın iç dinamiklerinde bir çöküş ya da rejim değişikliği ummak. Bu pasif yaklaşım, ABD'nin bölgedeki ittifaklarını zayıflatma riski taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran stratejisi, yalnızca iki ülke arasındaki bir mücadele olmaktan çıkmış durumda. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin daha sert bir tutum almasını istiyor; buna karşılık Avrupa ülkeleri, Irak ve Katar diyaloğu savunuyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan tanker saldırıları ise küresel enerji güvenliğini tehdit ediyor. Petrol fiyatları varil başına 85 doların üzerinde seyrederken, herhangi bir askeri tırmanma fiyatları 100 doların üzerine taşıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Ankara, İran'dan önemli miktarda doğal gaz ve petrol ithal ediyor; ayrıca Irak ve Azerbaycan enerji hatları da Körfez istikrarına bağımlı. Türkiye, ABD-İran geriliminde tarafsız kalmaya çalışırken, hem NATO müttefiki Washington'la hem de komşusu Tahran'la ilişkilerini dengelemek zorunda. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir kriz yaratabilir. Ayrıca Türk şirketlerinin İran'la ticareti yaptırım rejimi altında zaten sınırlı; yeni yaptırımlar bu ticareti daha da daraltabilir.