ABD Başkanı Donald Trump, İran'a dondurulan hesaplardan serbest bırakılan fonların yalnızca ABD'den gıda ve tıbbi malzeme satın almak için kullanılabileceğini ve bu sürecin tamamen Washington yönetiminin kontrolünde olacağını duyurdu. Trump, bu açıklamayı 9 Nisan 2025 tarihinde kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptı. Bloomberz Televizyonu muhabiri Tyler Kendall'ın aktardığına göre, Trump'ın bu hamlesi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik baskı politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD yönetimi, daha önce dondurulan fonların İran'ın insani ihtiyaçları için kullanılmasına yeşil ışık yakmış, ancak fonların kötüye kullanılmasını engellemek için sıkı denetim mekanizmaları öngörmüştü.
Fonların Serbest Bırakılması ve Kontrol Mekanizması
Trump, Truth Social'da yayımladığı mesajında, İran'a ait olduğu iddia edilen ve yabancı bankalarda dondurulan 6 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasına ilişkin olarak, "Bu fonlar, Amerikan kontrolü altında olacak ve yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'nden gıda ve tıbbi malzeme satın almak için kullanılabilecek" ifadelerini kullandı. Başkan, bu adımın İran halkının insani ihtiyaçlarını karşılamayı amaçladığını, ancak fonların terörizm veya nükleer silah programı gibi alanlara kaydırılmasını engellemek için sıkı denetim uygulanacağını belirtti. İran ile ABD arasında varılan anlaşma kapsamında, Güney Kore'deki dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmı serbest bırakılmıştı. Ancak Trump yönetimi, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin kaygılarını dile getirerek, fonların kullanımını kısıtlama kararı aldı.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin, İran üzerindeki maksimum baskı politikasının devamı olduğunu ve özellikle nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, fonların kullanımını denetlemek üzere özel bir komisyon kurulduğu ve bu komisyonun ABD Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden oluştuğu kaydedildi. Ayrıca, satın alımların yalnızca onaylı Amerikan şirketlerinden yapılabileceği ve her işlemin önceden komisyon tarafından onaylanması gerektiği bildirildi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu gelişme, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda ABD ile İsrail arasında süregelen gerilimin ortasında yaşanıyor. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için askeri seçenekler dahil her türlü tedbiri alacağını açıklamıştı. ABD'nin fon kontrolü hamlesi, İran'ın nükleer müzakerelerdeki elini zayıflatabileceği gibi, Tahran yönetiminin uluslararası topluma yönelik güvenini de sarsabilir. Avrupa Birliği ve bazı Avrupa ülkeleri, insani yardımın siyasallaştırılmaması gerektiğini savunarak ABD'nin bu adımına temkinli yaklaşıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlarını ve fon kontrolünü eleştiriyor. Bu durum, büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabeti daha da derinleştirebilir.
Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın olası nükleer silahlanmasından duydukları endişeyi sık sık dile getiriyor. ABD'nin İran'ın fonlarını sıkı denetim altına alması, bu ülkeler nezdinde Washington'un güvenilirliğini artırabilir. Ancak İran'ın, bu hamleye misilleme olarak bölgedeki vekil güçler aracılığıyla gerilimi tırmandırması da olası görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu bir ülke olarak bu gelişmeden doğrudan etkilenebilir. ABD'nin İran'ın fonlarını kontrol altına alması, Türkiye'nin İran'la olan ticari ilişkilerini, özellikle enerji ve insani yardım alanlarında dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, ABD yaptırımlarına rağmen İran'dan doğalgaz ithalatını sürdürüyor ve insani ticaret için mekanizmalar geliştirmiş durumda. Ancak bu yeni düzenleme, Türk şirketlerinin İran'a yönelik ticaretinde ek bürokratik engeller yaratabilir. Ayrıca, İran üzerindeki baskının artması, bölgesel istikrarsızlığı körükleyerek Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit edebilir. Ankara'nın, hem Washington hem de Tahran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.