WASHINGTON, 14 Haziran — ABD Başkanı Donald Trump, İran ile bir barış anlaşması için çerçeve mutabakatına varılmasıyla, küresel piyasaları kriz sırasında fırlayan enerji fiyatlarında rahatlamaya götürürken, kendisini sevilmeyen bir savaştan kurtarma yolu bulmuş olabilir. Beyaz Saray ve Tahran arasında varıldığı iddia edilen bu mutabakat, haftalardır süren gerilimin ardından ilk somut diplomatik adım olarak görülüyor. Ancak anlaşmanın kapsamı ve uygulanabilirliği konusunda ciddi belirsizlikler sürerken, bölgesel güçler ve uluslararası toplum temkinli bir iyimserlik içinde.
Anlaşma Çerçevesi ve Arka Planı
Trump yönetiminin İran'a yönelik azami baskı politikası, geçtiğimiz aylarda Körfez'de tankerlere yapılan saldırılar ve İran'ın nükleer programını yeniden hızlandırmasıyla tırmanan bir krize dönüşmüştü. İki ülke arasında doğrudan askeri çatışma riski, küresel petrol fiyatlarını varil başına 75 doların üzerine taşırken, Çin ve Hindistan gibi büyük alıcıları endişelendirmişti. Görüşmelere aracılık eden Umman ve İsviçre, Washington ve Tahran arasında bir anlaşma zemininin oluştuğunu doğruladı. Buna göre İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede dondurmayı kabul ederken, ABD de petrol ihracatına yönelik bazı yaptırımları hafifletmeyi taahhüt ediyor. Ancak anlaşmanın nükleer tesislerin denetlenmesi ve füze programı gibi kritik konuları kapsamadığı belirtiliyor.
Trump'ın savaştan çıkış arayışı, 2020 başkanlık seçimlerine giderken kendi seçmen tabanına da bir mesaj niteliği taşıyor. Zira ülke genelinde yapılan anketler, Amerikan halkının büyük bir kısmının Orta Doğu'da yeni bir askeri maceraya sıcak bakmadığını gösteriyor. Öte yandan, İran'daki reformist kanadın da ekonomik kriz karşısında anlaşmaya yeşil ışık yaktığı, ancak muhafazakârların anlaşmayı 'teslimiyet' olarak değerlendirdiği bildiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın bölgesel yansımaları henüz net değil. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması konusunda ısrarcı. Yemen'deki Husilere verdiği destek ve Suriye'deki askeri varlığıyla İran'ın elini güçlendireceğinden endişe ediyorlar. İsrail ise anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirerek, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Küresel piyasalarda ise petrol fiyatları anlaşma haberiyle birlikte yüzde 4 gerilerken, İran'ın yeniden dünya enerji piyasasına dönmesi durumunda arz fazlası endişesi de dile getiriliyor.
Analistler, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için en az 6 aylık bir sürece ihtiyaç olduğunu, bu süreçte tarafların iç siyasi dinamiklerinin anlaşmayı rayından çıkarabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle ABD Kongresi'ndeki bazı Cumhuriyetçilerin Trump'ın anlaşmasını 'yumuşaklık' olarak nitelendirmesi, iç politikada yeni bir tartışma başlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşuluk hem de enerji ithalatı bağlamında yakın ilişkilere sahip. ABD-İran arasında olası bir yumuşama, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki politik manevra alanını genişletebilir. Ancak anlaşmanın füze programını kapsamaması, Suudi Arabistan ve İsrail'in bölgedeki askeri gerilimi artırmasına neden olabilir. Bu da Türkiye'yi iki ateş arasında bırakabilir: bir yandan İran'la enerji iş birliğini sürdürme, öte yandan NATO müttefikleriyle uyum içinde olma baskısı. Ayrıca İran yaptırımlarının hafiflemesi, Türk şirketlerinin İran pazarına erişimini kolaylaştırarak ekonomik fayda sağlayabilir.