ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendisiyle barış anlaşması müzakere etmekte "çok uzun süre beklediğini" belirterek Tahran yönetiminin artık "bedel ödemek zorunda kalacağı" uyarısında bulundu. Trump'ın bu açıklaması, bir gün önce iki ülke arasında bir anlaşmanın yakın olduğunu ima eden yorumlarının ardından geldi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Başkan Trump'ın "İran barış için çok bekledi; şimdi bedelini ödeyecekler" ifadelerine yer verildi.
Trump'ın bu sözleri, İran ile ABD arasında son haftalarda yaşanan karşılıklı suçlamalar ve askeri gerginliklerin ardından geldi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD'nin bölgedeki varlığının istikrarsızlık yarattığını ve Tahran'ın hiçbir ülkeyle müzakere masasına oturmayacağını söylemişti. Ancak Trump'ın Çarşamba günkü açıklamaları, Washington'un diplomatik kanalları hala açık tuttuğunu gösteriyor.
Arka plan: Müzakereler ve gerginlik
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi ve Tahran'a yönelik ağır ekonomik yaptırımlar uygulamasıyla başlamıştı. İran, anlaşmanın diğer taraflarının (Avrupa Birliği, Rusya, Çin) taahhütlerini yerine getirmediğini savunarak nükleer programını hızlandırmış ve uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmişti. Trump yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurması ve balistik füze programından vazgeçmesi karşılığında yaptırımların kaldırılabileceğini belirtmiş, ancak Tahran bu talepleri reddetmişti.
Son haftalarda ise iki ülke arasında karşılıklı ateş açma olayları yaşandı. ABD Donanması'na ait bir savaş gemisi, Basra Körfezi'nde kendisine yaklaşan İran devrim muhafızlarına ait botlara uyarı ateşi açtı. İran ise ABD'nin bölgedeki askeri varlığını "provokasyon" olarak nitelendirdi. Uzmanlar, tarafların savaş istemese de bir yanlış hesaplamanın bölgesel bir çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerginliği, Ortadoğu'da Suudi Arabistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. İsrail, İran'ın nükleer programını durdurmak için diplomatik yolların tükendiğini savunurken, Suudi Arabistan İran'ın bölgesel müdahalelerine karşı ABD ile işbirliğini artırıyor. Öte yandan Avrupa Birliği, iki ülke arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump ve Ruhani arasında doğrudan bir görüşme ayarlamaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı.
Küresel petrol piyasaları da bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve Basra Körfezi'ndeki güvenlik riskleri, petrol fiyatlarının yükselmesine neden oluyor. Analistler, ABD-İran arasında olası bir askeri çatışmanın petrol fiyatlarını 100 doların üzerine çıkarabileceğini ve küresel ekonomik büyümeyi tehdit edebileceğini belirtiyor. Ayrıca İran, ABD'nin baskılarına rağmen Rusya ve Çin ile askeri ve ekonomik işbirliğini sürdürüyor; bu da Washington'un yaptırım politikasının etkinliğini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile ABD arasındaki bu gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Ankara, hem İran'a yönelik yaptırımlara katılmadığı için ABD ile zaman zaman sorun yaşamış, hem de İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürmüştür. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlığa yol açabilir; Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların hareketlenmesi Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı Türkiye'nin cari açığını artırarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu krizde hem ABD hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel istikrar için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışmaktadır.