Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la müzakere ettiği ateşkesin çöktüğü bildirildi. The Intercept'te yayımlanan bir analizde, Trump'ın Tahran'la birçok kez ateşkes anlaşması yapmaya çalıştığı ancak her seferinde başarısız olduğu belirtiliyor. Haberde, “Aynı savaşı kaç kez kaybedebileceğinizin rekorunu kırmaya çalışıyor olmalı” ifadeleri kullanılarak, Trump'ın İran politikasındaki tutarsızlık eleştiriliyor. Bu gelişme, ABD ile İran arasındaki gerginliğin yeni bir boyut kazandığına ve Tahran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumun endişelerinin arttığına işaret ediyor.
Anlaşma Neden Çöktü?
Trump yönetiminin İran'la yaptığı ateşkes girişimleri, genellikle tek taraflı yaptırımların hafifletilmesi ve İran'ın nükleer programında sınırlamaya gitmesi üzerine kuruluydu. Ancak İran, bu anlaşmalara bağlı kalacağını belirtse de, uygulamada sürekli gerilim yaşandı. Özellikle Süleymani suikastı ve ardından yaşanan olaylar, diyaloğu imkansız hale getirdi. Analistler, Trump'ın “maksimum baskı” politikasının, İran'ı müzakere masasına getirmek yerine daha agresif bir tutum almaya ittiğini vurguluyor. Ateşkesin çökmesinde, ABD'nin İran'ın petrol ihracatını engelleme çabaları ve İran'ın da buna misilleme olarak bölgedeki vekil güçler aracılığıyla saldırılar düzenlemesi etkili oldu.
Bununla birlikte, Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte nükleer müzakerelerin yeniden başlaması bekleniyordu. Ancak bugüne kadar somut bir ilerleme sağlanamadı. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak uluslararası topluma mesaj verirken, ABD de baskı araçlarını sürdürüyor. Bu kısır döngü, ateşkesin yeniden canlandırılması ihtimalini zayıflatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran'la ateşkesinin çökmesi, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. İran'ın nükleer programa hız vermesi, bölgedeki diğer aktörleri -özellikle Suudi Arabistan ve İsrail- tedirgin ediyor. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçenekleri masada tutarken, Suudi Arabistan da kendi nükleer programını geliştirme sinyalleri veriyor. Bu durum, bölgede bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin Ortadoğu'daki rolünün sorgulanmasına neden oluyor. Trump'ın gelgitli politikaları, ABD'nin güvenilir bir müzakereci olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Avrupa Birliği ve Rusya gibi diğer güçler, İran'la kendi diplomasi kanallarını geliştirmeye çalışıyor. Bu, ABD'nin bölgedeki nüfuzunu zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'la ABD arasındaki ateşkesin çökmesi, Türkiye için doğrudan bir güvenlik riski oluşturuyor. Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip ve iki ülke arasında zaman zaman gerginlik yaşanıyor. Ateşkesin başarısız olması, İran'ın nükleer programını hızlandırmasına yol açarsa, bu durum bölgesel bir nükleer gerginliğe dönüşebilir ve Türkiye'nin güvenlik politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD ile İran arasındaki gerginlik, Suriye ve Irak'taki Türk askeri varlığını etkileyebilir. Türkiye, bu iki komşusunda da İran destekli milislerle karşı karşıya gelebilir. Öte yandan, Türkiye'nin enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşıladığı düşünüldüğünde, yaptırımların devam etmesi Türk ekonomisini de dolaylı yoldan etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, ateşkesin yeniden tesis edilmesi için arabuluculuk rollerini artırabilir.