ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yeni bir anlaşma yapmaya sıcak baktığı sinyalleri, Washington'da özellikle İran konusunda şahin olarak bilinen çevrelerde büyük bir rahatsızlık yarattı. Bu gruplar, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı daha sert bir tutum izlenmesini savunurken, Trump'ın müzakere masasına dönme ihtimalini 'stratejik bir hata' olarak nitelendiriyor. Uzmanlara göre, başkan bu kesimin eleştirilerini en yoğun şekilde hissedecek.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, göreve geldiğinde 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmiş ve İran'a karşı maksimum baskı politikası başlatmıştı. Ancak son haftalarda yaptığı açıklamalarda, İran ile 'iyi bir anlaşma' yapmaya hazır olduğunu ima etti. Bu söylem değişikliği, özellikle eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Senatör Ted Cruz gibi isimlerin öncülük ettiği şahin kanadı harekete geçirdi. Şahinler, İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmadığı ve bölgedeki vekil güçlerini desteklemeye devam ettiği bir ortamda anlaşma yapmanın ABD'nin caydırıcılığını zayıflatacağını savunuyor.
Öte yandan, Trump yönetimi içinde anlaşma yanlısı olarak bilinen bazı isimler, İran'ın ekonomik zorluklar nedeniyle müzakereye daha istekli olabileceğini düşünüyor. Ancak Tahran yönetimi, ABD'nin önceki anlaşmadan çekilmesini 'güvenilmezlik' olarak gördüğü için yeni bir anlaşma için yüksek talepler öne sürebilir. Şahinler, bu noktada Trump'ın fazla taviz verebileceği endişesini taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile olası bir anlaşma, yalnızca ABD iç siyasetini değil, bölgesel dengeleri de derinden etkileyecek. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programının sınırlandırılmasını desteklemekle birlikte, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu meşrulaştırmasından kaygı duyuyor. İsrail ise resmi olarak İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engelleyecek her türlü anlaşmayı desteklediğini söylese de, özellikle şahin kanattan gelen sesler, anlaşmanın İran'a daha fazla zaman kazandıracağını iddia ediyor.
Küresel ölçekte, ABD'nin İran'a yönelik politikasındaki bu olası yumuşama, Rusya ve Çin'in bölgedeki etkinliğini artırabilir. Zira Moskova ve Pekin, Tahran'la yakın ilişkilerini sürdürüyor ve ABD'nin yalnızlaştırma çabalarını boşa çıkaracak bir anlaşmayı memnuniyetle karşılayabilir. Öte yandan, Avrupalı müttefikler, JCPOA'ya geri dönüşü uzun süredir savunuyor. Ancak şahinler, Avrupa'nın İran'a fazla yumuşak davrandığını düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve enerji ithalatında belirli bir oranda bağımlılık bulunması nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecek. ABD-İran arasında varılacak olası bir anlaşma, bölgede gerilimi azaltarak Türkiye'nin güvenlik endişelerini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak anlaşmanın İran'ın Suriye, Irak ve Yemen'deki vekil güçlerine yönelik desteğini sınırlamaması halinde, Ankara'nın bu ülkelerdeki çıkarları zarar görebilir. Ekonomik olarak ise yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran ile ticaretini artırabilir, ancak ABD'nin yaptırım rejiminin tamamen kalkması halinde doğalgaz tedarikinde yeni fırsatlar doğabilir. Türkiye, bu süreçte hem Washington hem de Tahran ile denge politikasını sürdürmek zorunda kalacak.