ABD Başkanı Donald Trump, doğum gününe denk gelen bir diplomatik hamleyle İran ile yeni bir nükleer anlaşmaya varıldığını duyurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, anlaşmanın Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmasını ve uluslararası denetimlere izin vermesini öngördüğü belirtildi. Ancak anlaşmanın tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmazken, uzmanlar detayların belirleyici olacağı konusunda uyarıyor. Trump’ın bu hamlesi, 2018’de Obama dönemi anlaşmasından çekilme kararının ardından İran’la diplomasiye dönüş sinyali olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran’ın nükleer programını kısıtlama karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump’ın 2018’de bu anlaşmadan çekilmesiyle ABD yeniden yaptırım uygulamaya başlamış, İran da uranyum zenginleştirme seviyesini yükselterek karşılık vermişti. Yeni anlaşmanın, İran’ın zenginleştirme seviyesini yüzde 3,67 ile sınırlamayı ve mevcut stoklarının büyük kısmını yurt dışına sevk etmeyi içerdiği iddia ediliyor. Ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerinin erişiminin artırılması da gündemde. Ancak İran’ın balistik füze programı ve bölgesel nüfuzu gibi kritik konuların anlaşma kapsamında olup olmadığı henüz netlik kazanmış değil.
Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın “geçici bir çerçeve” olduğunu ve nihai bir anlaşmaya varılana kadar yürürlükte kalacağını ifade etti. Ancak İran Dışişleri Bakanı, Tahran’ın kendi kırmızı çizgileri olduğunu ve bunların korunması gerektiğini vurguladı. Özellikle İran’ın nükleer enerji ve tıbbi araştırma amaçlı zenginleştirme faaliyetlerine devam etme talebi, anlaşmanın geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel aktörler arasında endişeyle karşılandı. İsrail Başbakanı, “İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engelleyecek her türlü girişimi destekleriz, ancak bu anlaşma tehlikeli boşluklar içeriyor” dedi. Suudi Arabistan ise benzer bir anlaşma için Washington’la müzakereleri hızlandırabileceğinin sinyalini verdi. Avrupa Birliği, anlaşmayı “olumlu bir adım” olarak nitelendirirken, uygulanmasının yakından izleneceğini bildirdi. Rusya ve Çin ise yeni anlaşmayı “yaptırımların sona ermesi için bir fırsat” olarak gördüklerini ancak ayrıntıları incelemeden yorum yapmayacaklarını belirttiler.
Ekonomik boyutta, petrol piyasaları anlaşma haberine olumlu tepki verdi. Brent petrol fiyatları yüzde 2 oranında gerilerken, yatırımcılar İran’ın petrol ihracatına dönüşünün arz fazlası yaratacağını fiyatlamaya başladı. Ancak anlaşmanın uygulanmasının aylar sürebileceği ve ABD’nin ikincil yaptırımlarının kalkması için Kongre onayı gerektiği hatırlatılıyor. Uzmanlar, “Trump’ın bu anlaşmayı seçim yılında bir zafer olarak sunmak istediği açık, ancak uygulama aşamasında karşılaşılacak zorluklar anlaşmanın ömrünü kısaltabilir” yorumunu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın nükleer programına ilişkin bu yeni anlaşma, Türkiye için bir dizi fırsat ve risk barındırıyor. Anlaşma, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesiyle Türkiye’nin enerji ithalatında maliyet avantajı sağlayabilir; zira Türkiye doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran’dan karşılıyor. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına hizmet ederken, İran’ın nüfuz alanının daralması Ankara’nın Suriye ve Irak’taki manevra alanını genişletebilir. Ancak ABD-İran yakınlaşmasının İsrail’i teyakkuza geçirmesi ve Suudi Arabistan’ı harekete geçirmesi, Türkiye’nin bölgesel dengeleri yeniden hesaplamasını gerektirebilir. Türkiye, bu gelişmeyi “komşusunda barış” prensibiyle desteklerken, anlaşmanın uygulanmasını yakından izlemeli ve kazan-kazan fırsatlarını değerlendirmelidir.