ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile savaşı sona erdirmek için imzaladığı geçici anlaşma, onay oranını düşürürken siyasi yelpazenin her kesiminden — kendi destekçileri dahil — sert eleştiriler alıyor. Özellikle Kasım ayında yapılacak ara seçimler (midterm) öncesinde bu anlaşmanın Cumhuriyetçi Parti'ye oy kaybettirebileceği yorumları yapılıyor. Anlaşmanın ayrıntıları ve seçmenler üzerindeki etkisi, başkanlık yarışının gidişatını belirleyebilir.
Anlaşmanın İçeriği ve Tepkiler
Başkan Trump'ın 27 Haziran'da duyurduğu geçici anlaşma, İran'ın nükleer programının belirli aşamalarını dondurmayı ve karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak anlaşma, ne İran'ın balistik füze programını ne de bölgesel milis güçlerine verdiği desteği kapsıyor. Bu durum, özellikle Cumhuriyetçi tabanın önemli bir kesiminde hayal kırıklığı yarattı. Trump'ın 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesini destekleyen ve Tahran'a karşı sert çizgiyi savunan seçmenler, bu anlaşmayı bir "gevşeklik" olarak görüyor. Anlaşmaya yönelik eleştiriler, Başkan'a yönelik güven oylamasına dönüşmüş durumda.
Anlaşma metninde, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'tan yüzde 3,67'ye düşürmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine tam uyum sağlaması gibi maddeler yer alıyor. Buna karşılık ABD, İran'ın petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları kaldırmayı ve dondurulmuş 6 milyar dolarlık varlığını serbest bırakmayı taahhüt ediyor. Fakat bu taahhütlerin kalıcı olmadığı ve anlaşmanın sadece 120 gün süreli olduğu belirtiliyor. Bu durum, anlaşmanın geçici bir ateşkesten öteye gitmediği izlenimini güçlendiriyor.
Seçim Dinamikleri ve Bölgesel Yansımalar
Anlaşma, özellikle Orta Doğu'da İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere ABD'nin müttefikleri arasında endişe yarattı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemeyeceğini, aksine teşvik edeceğini savunuyor. Suudi Arabistan ise İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı yeterince sert önlemler alınmadığını düşünüyor. Bu endişeler, ABD'deki Yahudi ve Arap lobilerinin Kongre üzerindeki baskısını artırmış durumda.
Anlaşmanın imzalandığı gün yapılan bir anket, Trump'ın onay oranının yüzde 42'ye gerilediğini, Cumhuriyetçi seçmenler arasında ise yüzde 8'lik bir düşüş olduğunu gösteriyor. Ankete katılanların yüzde 58'i anlaşmayı "yetersiz" bulurken, yüzde 12'si ise "ülke için tehlikeli" olarak nitelendirdi. Bu veriler, Cumhuriyetçi stratejistlerin midterm seçimleri öncesinde alarm zillerini çalmasına neden oluyor. Zira geleneksel olarak dış politika, özellikle de İran gibi bir "düşman" ülkeye karşı izlenen politika, Cumhuriyetçi seçmen için kritik bir öneme sahip.
Bölgesel boyutta anlaşma, İran'ın nükleer dosyasını bir süreliğine rafa kaldırsa da, bölgedeki vekalet savaşlarını (Yemen, Suriye, Irak) durdurmuyor. Suudi Arabistan ve BAE'nin Yemen'deki savaşı, İran'ın Husilere verdiği destekle devam ediyor. Ayrıca Irak'ta ABD askerlerine yönelik saldırılar, İran yanlısı milisler tarafından sürdürülüyor. Bu durum, anlaşmanın asıl sorunları çözmekten ziyade ertelemeye yönelik olduğu eleştirisini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ticaretindeki derin bağları nedeniyle bu anlaşmayı yakından takip ediyor. Anlaşma, Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara uyum zorunluluğunu bir nebze hafifletirken, bölgesel güç dengelerini de etkileyecek. Türkiye, İran'ın nükleer programına karşı olmakla birlikte, tam bir ambargo yerine diplomatik çözümü destekliyor. Ancak anlaşmanın geçici niteliği, Türkiye'nin enerji ithalatında istikrar arayışına tam olarak cevap vermiyor. Öte yandan, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzu zayıflamazsa, Türkiye'nin güvenlik endişeleri (PKK/YPG bağlantılı milisler) devam edecek. Anlaşmanın midterm seçimleri sonrası kalıcı hale gelip gelmeyeceği, Türkiye'nin bölgesel politikalarını doğrudan etkileyebilir.